24 Ağustos 2012 Cuma

Ölmedim İşte | Bulduklarım vol8

Ölmedim işte. Ölmedim. Demek ki yaşamam gerekliydi. Bir gizli kuvvet olmalı bizi yaşatan. Yaşamakla ölmek arasındaki maceramızı düzenleyen, Çaresizliğimizi her yerde yüzümüze tokat gibi indiren bir kuvvet olmalı.

Şimdi seni daha çok seviyorum. Meğer ölüm senin kadar güzel değilmiş. Şimdi güzelliğin daha yakıcı, daha alımlı. Bütün neden'ler senin için yaşamayı gerektiyor şimdi.

Nasıldım nasıldım o gece, o gün bilemezsin? Eski, taş binalar üstüme yıkılıyordu, başımda parçalanıyordu vitrinlerin camları. Her taşıt beni ezip geçiyordu yanımdan. İnsanlar anlımda yürüyordu çamurlu, pis ayaklarıyla. Rüzgar gırtlağıma yapışmış bir el gibiydi. Kitaplar dergiler, gördüm boyalı dükkanlarda. Hepsi ölmek diyordu. Yalnız ölümdü gördüğüm kaldırımlarda.

Artık her şey boştu, yalındı.

Kirli bir çamaşırdı üzerimde yaşamak. Umutlarımı yitirmiştin. Arayıp bulacak gücüm kalmamıştı. Öyleyse yorgundum, bitkindim. Ellerimi sevmiyordum, gözlerim utanç veriyordu gözlerime. Damarlarımdaki kan rahatsız ediyordu beni. Ölmek, gitgide bir umut haline geliyordu içimde. Büyüyor, büyüyordu.

Boşlukta bir tel gerilemeye başladı... Gerildi, gerildi. Sonra kan rengi bir karanlığa düştüm. duvarlar kırmızıydı. yerler, masalar, sokaklar, insanlar hep kırmızıydı. Ama karanlıktı yine, korkunç bir karanlıktı. Kırmızı sisler içimdeydi. Dört yanım denizdi, kıpkızıldı.

Sonra rengi değişti çevremin. Bulutlar dağılmaya başladı. İlk gün ışığı merhaba dedi pencereden, Yeşil yapraklar el salladı. Bir kişi uzun uzun öksürdü.

İlk ellerimi buldum vücudumda, derken ayaklarımı, gözlerimi dudaklarımı, saçlarımı buldum.

Ve seni düşündüm. İşte o zaman yaşadığımı anladım, utandım

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Şimdi Sen Yan

Küçücüktü yüreğim… Korkak, tedirgin. Küçücüktü, avuçlarına bıraktım. Saftı, güven doluydu. Korkaklığı, kırılganlığı dışarıda öylece kalakalma ihtimaliydi. İhtimali küçük yüreğinden de küçüktü. Oysa öylesine güvenle bırakmıştım ki ellerine yüreğimi küçücük bir ihtimal bile yoktu öylece kalakalmaya.

Yüreğim ne kadar küçücükse ellerin kocaman ama sıcacıktı. Yüreğim üşürken avuçlarının sıcaklığıyla ısınırdı. Yüreğim ellerindeyken ben sadece tek yürektim ellerinde. Sen ellerindin, bense yüreğimdim. Başka hiçbir şey yoktu. Ne seni sen yapan kafesin, ne beni ben yapan ten evim vardı. Ben küçük bir yürek sen kocaman, sıcacık bir el. İsteseydi(k)n sonsuzluğa küçük bir yürek ve sıcacık bir el gidebilirdik.

Dalgalar kıyıya neden gelir gider acep. Tam kavuşmuşken sahiline kendini neden geri çeker. Geri çektiğinde sebep ne ki tekrar gelir hasretlisinin kucağına. Bu böyle neden devran eder. Kavuştuğunda niye kalmaz, geri çekildiğinde niye geri gönder…

Tıpkı yaralı titreyen yürekler. Önce çekersin kendini derin nefes alarak, titrek yüreğin hep titrer, zemheride kalan ten misali. Sonra tutulmaz derinden alınan nefes, bırakılır, yürek yine üşür, hep üşür… Gelirsin sahiline titreye titreye, sonra tekrar geri çekilirsin yine titreye titreye… Sessizleşir yürek… Kimse duymasın diye değil sessizliği. Kollarına bırakırken ki sevinç çığlığını duyanlara inat, ayrılıklar acılaşmasın diye…sessiz yürek, sessiz kırılganlık… Sessiz sensizliğim….

Şimdi kocaman oldum, yüreğim ten evimde benim. Senin ellerinse bomboş kaldı. Şimdi yüreğim ne korkak ne tedirgin. Korkaklığı, kırılganlığı öylece kalakalma ihtimaliydi ya.. ihtimali yaşadığından beri ellerin olmadan, ellerinin sıcaklığını hissetmeden güven dolu yüreğim.

Kocaman yüreğim… Üşümüyor artık. Sen ellerinle bomboş kalakalmışken ben bütün oldum kocaman yüreğimle. Sen azalırken ben çok oldum. Gel gitlerim yok artık dalgalar misali. Kıyılarında olmak istemiyorum artık. Gelmemek için acı da çekmiyorum. Daha dündü belki küçücük yürek olup ellerine bırakıverme arzum. Daha dündü belki gözlerini gözlerimde hissetmem. Şimdi…

Şimdiyse sana dair her ne varsa büyüyen yüreğimde kayboldu. Yaptıklarınla sen kaybettin. Kolay mı avuçlarına kendini bırakıverecek bir yürek bulabilmek. Kolay mı aşkla atan, titreyen yürek bulabilmek, kolay mı ellerinin arzusunu hep hisseden bir yürek bulabilmek…

Şimdi sen yan… Yan ellerinin bomboş kalışına. Bil ki hangi yürek ellerine yüreğini bıraksa benim yüreğimin titremesi gelecek aklına. Geç kalmışlığına yanacaksın.

Şimdi sen yan, bomboş kalakalmış ellerinle…

13 Ağustos 2012 Pazartesi

İzmit Sahili Peyzaj ve Kentsel Tasarım Proje Yarışması

Proje Müellifi:

Dr. Mimar Ervin GARİP(Ekip başı)-(İTÜ)

Yüksek Mimar Banu GARİP-(İTÜ)

Y. Şehir Plancısı Alev Özkan ALBAYRAK-(İTÜ)

Peyzaj Mimarı Kamer ÖZAYDIN-(BİLKENT ÜNİV.)
Yardımcılar:
Y. Mimar D. Başar EROL

Mimar Turan ALTINTAŞ

Mimar Didem SAĞLAM
Proje Açıklama Raporu

Genel Tasarım Kararları
Alanı bütünsel olarak ele aldığımız proje, birbirine bağlı meydanlardan ve alt meydanlardan oluşmaktadır. Önerilen tasarım, davetkar kurgusu ile çevredeki yaya akışlarını içine alır ve park içine dağıtır. Genel tasarım kararları, aşağıdaki amaçlar doğrultusunda verilmiştir:

Kıyıyı şehre bağlamak ve kıyıda kesintisiz yaya sürekliliğini sağlayarak kıyıyı gündelik kent yaşantısına kazandırmak.

Alanın batısında seka park ile beraber gelen yeşil alan sürekliliğini devam ettirmek, alanın "yeşil alan dengesi"ni düzenleyerek güneydeki kıyı yeşiline bağlamak.

"Meydanlar" ve "alt meydanlar"dan oluşan, kesintisiz yürüme, koşu ve bisiklet yolları ile desteklenen, ""yeşil" içinde eritilmiş bir bütünsel kurgu oluşturmak.

Meydanları, günlük aktivitelerle destekleyerek su ile ilişkili, kamusal kullanımı zengin ve yoğun mekanlar oluşturmak. Fonksiyonel sürekliliği vurgulayarak oluşturulan kentsel aks ve koridorlarda her yaş için aktivite çeşitliliği ortaya koymak ve kentlinin gündelik yaşantısını zenginleştirmek.

İnsancıl ve çevreci ulaşım çözümleri ile yaya akışını kesmeyen, tam tersine destekleyen ve besleyen bir "entegre ulaşım şeması" ortaya koymak.

Alan içinde mevcut bulunan ve gabari ve fonksiyonları korunan yapıları, meydan ve alt meydanlarla genel kurgu içinde eritmek, onları genel yerleşim düzeninin parçası haline getirerek çevreye insancıl şekilde bağlamak.

Birbirine bağlı olarak zonlanan alanlarda yeşilin baskınlığını bozmadan fonksiyonel ve kullanımsal çeşitliği sağlamak.

Alan içinde yer alan sulak alanın bitki restorasyonunun yapılarak "sulak alan bahçesi" haline getirilmesi ve oluşturulan tampon bölgelerle korumaya alınması.
İzmit Kongre ve Kültür Meydanı
"Kent"in "su" ile buluştuğu noktada oluşturulan "ana meydan", önerilen "izmit uluslararası kongre ve kültür merkezi"nin eylem ve açık aktivite alanına ev sahipliği yapmaktadır. Söz konusu aktivite meydanı, kentlinin su ile buluştuğu bir buluşma ve günlük eylem meydanıdır. kongre ve kültür yapısı, meydan ile bütünleştirilerek meydanın yapının içine girmesi, yapının da meydana yarı kapalı alanlar sağlaması öngörülmüştür. meydan ve yapı, bu bağlamda bir bütün olarak ele alınmıştır. Kongre ve kültür yapısının üst kota yükselen meydanı, yarı açık bir kamusal kullanım alanıdır. Yapının zemin katında oluşturulan "aralık" yapıyı zemine bağlamakta, ölçeklendirmekte ve aralıktan "müze gemi" nin görünmesini sağlamaktadır.
Yapı, hem meydanın hem de izmit körfezi'nin imajını güçlendiren "parlak inci"si dir. Heykelimsi görünüşünün yanında yapı, insancıl, ölçekli ve çevresi ile bütündür. Yapının aynı zamanda deniz tarafından ve diğer kıyılardan da algılanabilmesi mümkündür. Bu sayede bulunduğu meydana da geceleri ve gündüzleri kimlik ve karakter kazandırmaktadır.

Spor Parkı
Mevcut "atletizm" ve "futbol" sahası korunarak proje kurgusunun bir parçası haline getirilmiş, bu sahaya ek olarak tasarlanan "örtü" ve tribün ile de genel tasarım diliyle bütünleştirilmiştir. Kentlilerin "doğa içinde spor keyfi" konsepti ile hem körfezi, hem de müsabakaları aynı anda izlemeleri amaçlanmıştır. spor parkı, genel yerleşim kurgusunun önemli bir parçasıdır. Bu park, araç yolu, ve noktasal otoparklarla desteklenerek koşu, basketbol, jimnastik, tenis, uzun yürüyüş gibi sporların yapılabileceği yoğun insan kullanımlı alanlardır.


5 Ağustos 2012 Pazar

Bir Takım AŞK!

Bu aşk dediğim olguyu hayatımıza sokan şey nedir?
Neden insanlar aşık olmak ister?
Birine bağlanmak niye?
İlk görüşte aşk nedir? Gerçekten ilk görüşte aşık olunabilir mi?


Ne kadar ilginç bir duygudur bu aşk. Uzaklardan geldim sırf senin için. Bir günde mest ettin beni. Kalbimin kapılarını açtım sana. Tahtın hazır içeride. Pamuk yastıklarla döşettim rahat edebilesin diye. Ama sen ne yaptın? Gerçi haklısın daha seni tanımıyordum. Bir anda aşık oldum sana. Anlatamazdım kimselere aşık olduğumu. Nedenini bilmiyorum. Seni sevdiğimi bilmemeliydi kimse. İçimde yaşamalıydım bütün duygularımı. Günler geçtikçe tanımaya başladım seni. Sana bile söylememiştim sana aşık olduğumu. Zamanla tanıdım seni, acı çekmeye başladım. Keşke her şey ilk günkü gibi olsa; mutlu, masum, sıcak... Günler geçtikçe gerçek yüzünü görmeye başladım. Çapkının önde gideniymişsin. Kiminle yattığı belli olmayan tiplerden. Beni elde edemedin, edemeyeceksin. Çünkü hevesinin kaçmasını istemiyorum. Sen benimsin şu anda. Ne kadar aklın dışarda olsa da... Gün gelecek sana olan aşkım azalacak ve bitecek. Buna eminim! Ama o zaman lütfen arkadaşım olarak kal. Gözümde küçülme...


Bir başka aşk... Aldatılmanın üzerine yeni aldatmalar... İşte bu kadar salaktım ben. Hani derler ya "her zaman bir taraf daha fazla sever" diye. Evet, ben artık bu lafa inanıyorum ve artık hiç bir zaman fazla seven taraf ben olmayacağım. Fazla seven taraf her zaman acı çeker. Her zaman artar o acı. Hırsını alana kadar bu böyle devam eder. Başkalarından duyarsın onu. Hiç beklemediğin insanlarla tanışmıştır. Belkide onların olmuştur. Onlarla tesadüf eseri karşılaşmıştım, bir arkadaş ortamında. Eski sevgilimi tanıdıklarını bilmiyordum. Tesadüf eseri o konu açıldı. Bende anlattım, adını söyledim... Adını söylememle birlikte olan oldu zaten. Daha yeni tanımaya başladım kişiler, benim eski sevgilimle daha üç gün önce görüşmüşler gezmişler tozmuşlar. Bilmiyorlardı onlar hiç bir şeyi aslında. Ben çok kötü oldum o anda. Ağlayacaktım resmen. Ama olan olmuştu. Ağlamamın bir anlamı yoktu. Çünkü ben ondan ayrılalı tam sekiz ay geçmişti. Dokuzuncu aya girmek üzereydik az kalmıştı. Hemen hemen üzerinden bir sene geçmesine rağmen ben onu hala unutamamıştım. Çünkü ben ondan henüz intikamımı almamıştım. Çok uzun sürmedi ama bu intikam olayı. Aklıma başıma getirdi arkadaşlar sağolsunlar. Önceden neredelerdi ki? Bunca zaman boşa mı üzülmüştüm ben.


Uzaktasın. Hemde çok uzaktasın. İmkansızlardan bizimkisi. Görüşeceğiz ama her zaman değil. Ben sevgilimi yanımda isterim! Ağladığımda yanımda olsun, güldüğümde yanımda olsun. Her anımı onunla paylaşmak isterim. Farklı kültürlerde büyüdük. Aynı esprilere gülmüyoruz belkide ama biz aşıktık onunla birbirimize... Yada ben öyle sanıyorum. Benim için geleceğini düşündükçe içim bir tuhaf oluyor. Acaba gerçekten benim için mi? Beni gerçekten seviyor mu? Uzaktan hemde çok uzaktan yürütülmesi gereken bir aşk. Çok acı çekeceğim baştan belli. Seven insan katlanır derler ama ben bunun için söz veremem. Gidipte dönmemek var... Çok boşluklu bir aşk...


Ve her zaman çok boşlukludur aşk, dolduramazsın.