29 Nisan 2014 Salı

Kara Mesaj


Evrene gönderdiğin mesajlar aslında çok önemli. İstesen de istemesen de; evren, yolladığın bütün mesajları iyi-kötü ayrımı yapmadan kabul ediyor. Bunun sonucunda ise beklenmedik tesadüfler ortaya çıkıyor. Evrene gönderdiğin mesajın duygu yoğunluğuna bağlı olarak gerçekleşiyor her şey. Duygularının seviyesi ne kadar yüksek ise o kadar tesadüfle karşılaşıyorsun.

Tıpkı bugün bana evrenin yaşattığı tesadüfler gibi... 

Dışarı çıkar çıkmaz karşılaşmak istemediğim insanlar geldi birden bire aklıma ve onlardan ne kadar çok nefret ettiğim. Onlara karşı nefret duygum o kadar fazlaymış ki hepsi birden bire karşıma çıktılar. Karşılaşmak istemediğim bütün insanlar. Halbuki güne başlarken ne kadar çok mutluydum, umutluydum. Şu an içimde nefretten başka bir duygu yok. Evrene gönderdiğim "yanlış mesaj" günümü alt üst etmeye yetti. Kabul edilmemesi gereken bir mesajdı. Aslında mesajda göndermek istememiştim. Dediğim gibi hepsi birer tesadüftü.



Bir sigara yanar bir sigara söner hayatta. Yaptığımız yanlışlar çıkar karşımıza. Geride kalan güzel ve mutlu anıların kötü bir şekilde bitişi gelecek için nefret duygusunun oluşumunu engellemez. Daha da kuvvetlendirir.

Böyle olmaması gerekiyordu. Sıradan ve basit bir insan olarak yaşamaya daha ne kadar devam edinilebilir? İntikam yemeğinin gerçek sıcaklığı nedir? Alev alev yakmak istiyorum onların canını. Bir kıvılcım bütün intikamı alabilir. Buna ne kadar cesaretim var? Epey... Bu kadar çok bekleyiş neden? Zaman kollamak...

Belki bir gün bu kıvılcım da tesadüf eseri düşer üzerinize. Dikkatli olun ve kendinizi koruyun. Benden söylemesi.


15 Nisan 2014 Salı

Yalnız Değilsın !

Bizler aslında hiç bir zaman yalnız değiliz. Ne kadar yalnız olduğumuzu düşünsek de, başımızı omzuna koyup ağlabileceğimiz biri yada bir şey vardır. Kimisi ağladığı duyulmasın diye başını yastığına gömer. Kimisi ise kendi içinde ki kendisinin omzuna koyar.

Ne kadar yalnız olduğunu düşünürsen, içindeki kalabalıkta o kadar artar!

Yalnız değilim. Bir çok arkadaşım, dostum, yastığım ve yorganım var. İçimde ise benden bir ordu var. Bir "ben" gider, başka bir "ben" gelir. Hangi "ben" yenilirse yenilsin yenisi doğar içimde. O yüzden ne olursa olsun yenilmezlerdenim. Sen ne kadar yendiğini düşünsen de, aslında yenilecek olan sensin. Ben yeniden doğarım, enerjimi yeniden toplarım. Sense enerjinin bitip yenileceğinin farkında bile olmazsın. Sen anlık galibiyetin tadını çıkar sadece. Son gülen iyi güler. Kazanan her zaman ben olurum.

Yalnız değilim. Ben yalnız olamam ki. Yalnızlık bir başına kalmak mi? Ben hiç bir zaman bir başıma değilim. Bütün sevdiklerim bir telefon kadar uzağımdalar. Ben onları kalbimde hissettikten sonra isterlerse Kanada'da olsunlar. Hiç bir şekilde uzaklıklarımızın bir önemi yok. Onlar benim kalbimde. Ben onların kalbindeyim. Yalnız olan kim?

Yalnız kalabilmen için tamamiyle unutulmuş olman lazım. Görünmez olarak yaşaman lazım dünyada... Kim görünmez bu hayatta? Daldan dala atladım yine bu gece. Her şeye bulaşasım var. Bulaşık yıkayasım var.

10 Nisan 2014 Perşembe

Herkes Mi Aşık ?

İnsanın çevresindeki herkesin "aşık" olması ne demek bilir misiniz?

Bunun cevabını ben biliyorum. Çünkü hepsi aşık ve bir birliktelikleri var. Kimisi daha yeni açıldı sevdiğine, kimisi büyük bir aşk yaşamaya devam ediyor, kimisi ayrılık sancıları çekiyor, kimisi de daha yeni ayrıldı büyük aşkından, kimisi de uzun zaman oldu ayrılalı ama unutamadı. Hepsine büyük aşk diyebilirim. Çünkü yaşadıkları aşklar gerçekten onların kalplerini için koskocamandı. 

Bir ben her zaman ki gibi onların yanında yapayalnızım. Dikiş tutturamayanlardanım. Aşk bana uğramıyor. Aşk-para-şans parametrelerinden illa ki biri hayatımda olmayacak. Üçünün aynı anda olması imkansız gibi duruyor. Bazen içlerinden sadece biri oluyor. Diğerleri vaktini bekliyor. İnsan hepsinin aynı anda olmasını bekliyor. Olmuyor işte !!!

Arkadaşlarımın hepsiyle konuşmaya çalışıyorum. Aşklarının nasıl ilerlediği konusunda fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bu belki biraz yanlış ama sonuç olarak, anlam veremediği bazı konularda onlara farklı bakış açısı sağlıyorum. Ben onları yönlendirmiyorum yanlış anlaşılmasın. Ben sadece kendi fikrimi söylüyorum. Uygulayıp uygulamamak onlara kalmış.


Yeni aşktan bahsetmek istiyorum. Bu onun kalbini heyecanlandıran ilk aşk! Onu bir kuş gibi havada uçuşturan ilk aşk! O yüzden ilklerini yaşıyor. Her şey ilk olduğu için artık mantıkla değil duygularıyla hareket eder oldu. Bazen endişelenmiyor değilim ama ne olursa olsun o nasıl davranması gerektiğini iyi bilir. 

Bitmeye yaklaşan aşk ise artık acı çekiyor. Son çırpınışlarını yaşayan karaya vurmuş balık gibi. Çünkü birbirlerinden hiç bir şekilde haberdar değiller. Aslında bu durum onları içten içe kemiriyor. Çıldırıyorlar. Birbirlerini sevdiklerini sanmıyorum aslında, bu benim görüşüm. Aşk bitip ayrıldıktan sonra arkadaş kalma çabalarına girecekler ve bu da onlara daha çok acı çektirecek. Bi süre sonra hiç görüşmeyecekler. Ve bizimki çok büyük bir değişim yaşayacakmış gibime geliyor. Aşk adamı olmaktan çıkmasından korkuyorum açıkçası. 

Sırada yeni bitmiş aşk! Bunlar ise ayrı deliler. Ayrılmış olmalarına rağmen biliyorum ki ikisi de birbirine hala öküzler gibi aşık! Bunu kendileri de biliyor. "Evet aşığım, hala onu seviyorum ama bitmesi gerekiyordu." Ne demek ya bu "Bitmesi gerekiyordu." lafı? Kullanım süresini mi doldurdunuz ilişkinin? Aşıksan bir şeylerin üstesinden gelirsin. Böylece bırakıp gitmezsin. Seviyorsan onu kaybetmemek için elinden geleni yaparsın. Böyle bir anda çekip gitmek kolay değildir. Ha eğer kolay kolay bunu yapabiliyorsan gerçekten sevmemişsindir zaten. 


Bütün aşıklardan bahsetmek istemiyorum. Gizlilik şartı var bu yazının. Bu kadarının kafi olduğunu düşünüyorum. Ben de umarım bir gün aşık olurum da "Aşıklar kervanı" na bende katılırım.

4 Nisan 2014 Cuma

Beş Yıl Önce

Son beş yılımı üniversite yüzünden Bartın'da geçirmek durumunda kaldım. Kimler geldi, kimler geçti, kimler kaldı avucumda. Kimileri heveslendi gitti, kimileri saklandı, kimilerinin ise gözü yüksekten ayrılmadı. Elde avuçta hiç bir şey kalmadı. Nerede o sıkı fıkı olduğumuz samimi olduğumuz insanlar?

"Elma dersem çıkın, armut dersem çıkmayın."

Birinci sınıftayken kimseyi tanımadığım için kenarda köşede bekleyip sınıftakileri gözlemledim. Kendime uygun birileri ile arkadaşlık yapmak değildi amacım. Sadece onları gözlemliyordum. Ve zaten ikinci dönemin başında bi grup beni aralarına tesadüf eseri almıştı. Konuşuyorduk, sohbet ediyorduk, birlikte vakit geçiyorduk, ders çalışıyorduk, filmler izliyorduk.

Sınıf arkadaşlarımdan daha çok okuldaki başka bölümlerden fakültelerden arkadaşlarım vardı. Çok kalabalık bir arkadaşlık ortamıydı. Herkes nerde? Şimdi etrafıma bakıyordum hiç biri yok. Çoğunu görsem artık selam bile vermem sanırım. O oraya gitti, bu buraya gitti, o bununla kavga etti, şu şununla sevgili...

Birinci sınıftayken yapabileceğim en güzel aktivite bara gidip canlı müzik dinlemek, şarkılara eşlik etmek ve biraz alkol almaktı. Ama mekan bir tane olunca oranında okuldan pek bir farkı kalmıyordu. Üniversitede gördüğüm bütün herkes o gece oraya geliyordu. Okumaya öğrenmeye orada devam ediyorduk. İkinci sınıfa geldiğimizde zaten o barda kalmadı. Tek eğlence kaynağımızı da elimizden aldılar... Belkide iyi olmuştu bu. Çok kalabalık giderdik oraya. Üç masayı birleştirir öyle otururduk. Şarkılar söylerdik hep birlikte. Dans ederdik, tepinirdik. Geçmişten kalan fotoğraflara bakıyorum bazen de ne kadar eğleniyormuşuz yalancıktan.

"ARMUT!"

Olduğunuz yerde kaldın bence. Tekrar ortaya çıkmanıza gerek yok. Aklımda hatırladığım gibi kalın siz. Ben sizi öyle seviyorum. Eğer tekrar çıkarsanız karşıma canınızı sıkabilirim.

Yeni Bir Başlangıç

Biliyorum ilk defa bu kadar uzun bir ara verdim yazmaya. Ama şu sıralarda hiç bir şey yazasım yok. Gerçi hala daha yok diyebilirim. Artık yaşadıklarımı yazmak istediğim zaman kelimelere sığdıramıyorum çünkü. Bilgisayarımın başına oturup yazmaya heveslendiğim zaman aklımdan bütün kelimeler uçuyor ve cümleleri oluşturamıyorum.

Ama artık yazacağım, ben yazdıkça kendimi daha iyi hissediyorum. Yazmalıyım! 

Yeni yıla girdiğimizden bu yana çok şey oldu, çok şey değişti. Yavaş yavaş kendimi toparlamaya çalışacağım ve yazmaya başlayacağım hepsini. Bu bir başlangıç yazısı olsun !