14 Haziran 2013 Cuma

Yalın - Keyfi Yolunda Aşkı Sonunda


Gözlerim gözlerine açılıyor
Başka manzara istemem ki ben
Muhabbeti ruhumu bahara götürüyor
Aşk hikâyeme dur diyemem ben

Geceleri uyurken sen
Sabahı zor getiren ben
Şarkılar susuyorken
Şarkılar yazdıran sen

Eve senle dönüyorsam
Evden senle çıkıyorsam
Aklını alamıyorsam aşksın
Eve senle dönüyorsam
Evden senle çıkıyorsam
Yine de doyamıyorsam
Aşksın…

Ellerim ellerine kavuşuyor
Başka mevsime yaz diyemem ben
Esiyor aşkın rüzgarı kalbime esiyor
Bir güneş düşün hiç gitmiyor

Geceleri uyurken sen
Sabahı zor getiren ben
Şarkılar susuyorken
Şarkılar yazdıran sen

Eve senle dönüyorsam
Evden senle çıkıyorsam
Aklını alamıyorsam aşksın
Eve senle dönüyorsam
Evden senle çıkıyorsam
Yine de doyamıyorsam aşksın

Geceleri uyurken sen
Sabahı zor getiren ben
Şarkılar susuyorken
Şarkılar yazdıran sen

Eve senle dönüyorsam
Evden senle çıkıyorsam
Aklını alamıyorsam aşksın
Eve senle dönüyorsam
Evden senle çıkıyorsam
Yine de doyamıyorsam aşksın

Eve senle dönüyorsam
Evden senle çıkıyorsam
Aklını alamıyorsam aşksın
Eve senle dönüyorsam
Evden senle çıkıyorsam
Yine de doyamıyorsam aşksın
Keyfi yolunda aşkı sonunda

11 Haziran 2013 Salı

Dolmuşçu'dan Kavga Yorumu

Pek sık okulda kavgaya şahit olmamışımdır. Bu herhalde ikinci gördüğüm kavga diyebilirim. "Bunu neden anlatıyorsun ki?" diyebilirsiniz. Bence gerçekten trajikomik bir olayla sonuçlandı.

Otobüs durağının önünde yüzlerce kişi minibüsleri bekliyordu. Herkesin amacı okuldan uzaklaşıp bir an önce yapacakları işe koşmaktı. Otobüse biner binmez şoför geç kaldığını söyleyerek hızlı bir şekilde içeriye girip yerleşmemizi söyledi. Hatta benim hemen önümden binen kıza;

-Kızım kartını hala çıkarmadın mı? Acele etmenizi söyledim anlamıyor musun? diye azarladı...

Beni çok şaşırttı bu durum. Sonuç olarak buraya geç gelmen bizim hatamız değil ve sen bu geç kalışının biletini kimseye kesemezsin. Neyse herkes hızlı bir biçimde minibüse binerken birden durakta kavga çıktı... Önce bir tartıştıklarını görmüştüm. Sonunda kavga edeceklerini tahmin etmemiştim. Olay ciddileşmiş ve kavga ettiler. Yumruklar havalarda uçuştu resmen. İki kişi daldılar bi çocuğa... Aralarında husumet nedir beni ilgilendirmez. Kim haklı kim değil bunu da bilmiyorum. Gel gelelim bu kavga sonucunda minibüs şoförünün söylediklerine;

-Arkadaşları minibüsün önünden çekilin, çocuklar içeriye giremiyorlar. Hızlı olmamız lazım iki dakika geç kaldım... Hadi sizlerde biraz hızlı geçin. Kavga izlemeyin...

Adam resmen beni kahkahalara boğmuştu. Kendini düşünen bencil birinden başkası değildi. Geçen bir dakika içinde çocuklar ayrıldılar. Kavga bitti. Minibüste hareket etmeye başladı çarşıya doğru... Yolu hemen hemen yarıladığımız zaman şoförün telefonu çaldı, konuşmaya başladı. Büyük ihtimalle telefondaki adam şoföre neden geç kaldığını soruyor olsa ki; adamın verdiği cevaba minibüsteki öğrenciler gülerek cevap verdiler...

-Ya okulun önünde olay çıktı. Öğrenciler kavga ettiler belki duymuşsundur. Benimde gelmemi engellediler. Minibüsün dolması o yüzden biraz zaman aldı. Ama geliyorum şimdi yoldayım.

Geç gelmişti zaten otobüs ve bir de geç kalkmasının sebebini öğrencilere kesmişti. Bu kadar düşüncesizlik olmaz bence... İnsanların biraz hoşgörü, nezaket ve efendilik öğrenmeli gerekmekte...

10 Haziran 2013 Pazartesi

Seni Özledim Ben

Bazen düşünmeden edemiyorum.
Onun hatırladığı acaba yakın geçmiş zaman mı?
Yoksa daha eski bir geçmiş mi?
Hangi geçmişi özlüyor?
Kimi özlüyor?
Beni mi özlüyor?
Benim onu özlediğim gibi o da beni mi özlüyor?
Yoksa başkasını mı özlüyor?
Bunu ona gidip soramam.
Çok sorum var kafamda
Bu kadar çabuk unutamaz gibime geliyor
Kesin beni düşünüyordur diyorum içinden
Ama ya benden öncekilerden birini düşünüyorsa diyorum içinden
İçinden çıkamadığım bir dürü soru var
Ona sorsam bunları cevaplar mı ki?
Ben çok özledim onu
Tekrar gelsin geri bana.
Ben onun gibisini bulamadım daha.
Peki ben bunu yazarken hangi geçmişten bahsediyorum?
Yakın geçmiş mi?
Eski geçmiş mi?
Ne fark eder ki...
Sende onlardan birisin işte...
Boş bir bekleyiş...
Sen bir daha benim olmayacaksın hiç
Ne önemi var ki zaten bunu kimin için yazdığımın
Alınmak isteyen bütün geçmişler alınabilir, alınsın
Özledim çünkü ben.
Sen sen sen!!!

9 Haziran 2013 Pazar

Karalarım Bir Şeyler

Sıkışmış durumdayım bu küçücük şehirde. Yapabilecek herhangi bir şey bulamıyorum. Gezip tozabileceğin, eğlenebileceğin, vakit geçirebileceğin doğru düzgün herhangi bir yer yok malesef... O yüzden buradayken yapabileceğim en güzel şeyi yapıyorum... Yazıyorum...

Yazmak hoşuma gidiyor burdayken. Tek aktivitem bu diyebilirim. Yazarak huzur buluyorum burada. Memleketimde arkadaşlarımla vakit geçirmekten, eğlenmekten, gezmekten, alışveriş yapmaktan yazamaya vakit bulamıyorum. Aslında bu olaylar sırasında yazabileceğim onlarca şey yaşıyorum. Ama eve geldiğim zaman harap ve bitap düşmüş olduğum için yazamaya konsantre olupta yazamıyorum. Gerçekten memleketteyken yazmaya vakit ayıramıyorum. Bulunduğum ilden daha büyük bir ilde olsaydım belkide içimde ki bu yazabilme olgusu ortaya çıkmayacaktı. Yaşadıklarımı hep içimde kalacaktı ve belkide unutulup yok olacaktı. Şimdi herşeyim bu blog'da... Bazen yazdıklarımı tekrar tekrar okuyorum. "Neler yaşamışım be?" diyorum.

Tıpkı bir günlük gibi yazıyorum buraya. Tam anlamıyla bir günlük olmasa da, yazıyorum işte... Çok büyük bir okuyucu kitlemin olduğunu sanmıyorum. Ama var olanlar bana yetiyor şimdilik. İleride ne olur tabiki bilemem. Burada olup yazmaya devam edeceğim. Son zamanlarda beni en çok mutlu eden şey çünkü bu; yazmak...

1 Haziran 2013 Cumartesi

Dinle Sevgilim


Gözlerinin gözlerime değdiği o ilk anda çatırdattın yüreğimin aynasını. Yüreğimin sevmekle görevlendirilmiş en hassas noktasına dokundun seni gördüğüm gün. Ruhuma beni seveceksin diye emir veren kıdemli asker gibiydi güzel gözlerin. Kirpiklerinin her bir teli, beni göz hapsine aldığında nöbet tuttular kaçmamam için. Oysa yeryüzünün en mutlu esiriydi o an gözlerinin esiri olan gözlerim. İşte o günden beri sen ve ben yokuz, biz varız, deli dolu sevgimiz, unutulması güç anılarımız var.

Şimdi senin sesinden defalarca dinlediğim şiirin dizeleri çınlıyor kulaklarımda. Sevgileri yarınlara bıraktınız? Biz bırakmadık, bitmeyen işler yüzünden yanlış tanımadık birbirimizi. Doğan her yeni gün bizim için el değmemiş yepyeni bir tuval oldu. Her defasında farklı bir şekilde birbirine karıştırdık ruhumuzun renklerini. Bir fırça darbesi senden, sonraki benden. Bendeki kırmızı sende ki beyazla, ikimizin pembesiyle hatta bize ait olmayan siyahla harmanlandı çok zaman. Ne çıktıysa ortaya ikimizin eseriydi. Mutluluk, hüzün, tutku, özlem, sevgi, aşk tabloları çizdik beraber.

Düşünüyorum da; ne çok şey yaşadık seninle ve ne çok güzel şeyi sığdırabilmeyi başardık geçen zamana. Şimdi sana ait ne varsa aşkı çağrıştırıyor bende. Senin kokun beraberinde aşkı getiriyor uzaklardan. Her sözünde bir aşk hikayesi saklı haberin yok. Gözlerin! Gözlerin ölümsüz aşk şarkılarına ilham verecek güzellikte. Bundan olmalı ki; uzun zaman aralıklarında düşünüyorum seni. Bir şeylerin ertelenmiş halisin sen. Tüm sıkıntılarıma mola verdiren dakikalarda saklı senin hayalin. Ne zaman aklıma gelsen aydınlanıyor karanlıklarım. Umutsuzluklarımı, korkularımı, mutsuzluklarımı göz ardı edip, seni düşünüyorum büyük bir haz duyarak. Henüz kendime dahi izah edemediğim bir duygu bu. Adını koymayı başaramadığım, daha önce yaşanmamış türden duyguların başkahramanı oldun sen.

O, zırhlara bürünmüş, kabuğunun çatlamasından korkan adamı yok etti geçen zaman. Zırhlarımı eritti aşkın ateşi, şimdi kırılan kabuğun altında yatan seni yaşıyorum günbegün. Nasıl sıcaksın, nasıl sevgi dolu, ne kadar şefkatli ve ne çok sevilmeye değer. İşte bu yüzden beni sana getiren adımlar birbirleriyle yarışıyor çoğu zaman. Sırt çantama ikimize de yetecek kadar umut, mutluluk ve tebessümü sığdırarak geliyorum yanına. Ve sen yalnızlığımın üstünü örten sıcacık bir sevgi oluveriyorsun içimde. Bana dost oluyorsun, bana yoldaş, bana sırdaş oluyorsun, bana yar, bana yar oluyorsun daha ilk günden beri.

Şimdi sen yanı başımda şarkılar söylüyorsun, gitarının telleri ağlıyor, ve ben yazıyorum. Sana ve seni yazıyorum bu gece, dinle sevgilim dinle?

Bastırılmış duyguların, eğitilmemiş ruhların, sindirilmiş yüreklerin harcı değildir aşk.

Sınırları önceden belirlenmiş sevdalara örnek olalım diye zorladım sınırları. Tel örgüleri aştı, mayınlarla çarpıştı yüreğim seni sınırsız sevebilmek için. Sende kendimi buldum ben. Bendeki seni sevdim delice. Şimdi ikiniz beraber büyüyorsunuz, bir sen birde sevda.

Bak; her şeyden geçtim, cevabını bilmediğim sorulara yanıt aramıyorum artık. Nereye varacağımızı bilmesem de huzurla aynı yolda yürüyorum seninle. Dünü boş verdim, yarınlar önemini çoktan yitirdi yanında olduğum bu günü yaşarken. Belki sonu olmayanım belki de sonsuza kadarımsın kim bilir? Seni Seviyorum...