Kayıtlar

Yalan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kızıl Ay - 15

Resim
Sabah erken saatte uyandık Feray'la birlikte. O kadar geç yatmamıza rağmen sabahın köründe kalkabildik. Beni okula bıraktı. Sabahtan derslere girdim. Eksik olan notlarımın tamamını sağdan soldan toparladım. Artık okulda durmaktan sıkılmıştım. Fotokopilerimle birlikte evin yolunu tuttum. Hala dün gecenin etkisindeydim. Feray'a hiçbir şey anlatmamıştım. Oya'yı hala seviyordum ama Feray'la harika gecelere imza atıyorduk. Kafam karmakarışıktı. Ne yardan geçebiliyordum ne serden. Eve doğru yürürken telefonum çaldı, arayan Efe'ydi. Ağzına sıçtığım çocuk ne bok yemeğe beni hala arıyordu? Bir kaşık suda boğasım var onu. Açmadım telefonu söve söve yoluma devam ettim. Bir iki dakika geçmeden mesaj attı "Konuşmamız lazım, müsait olunca beni ara" . Tamam, eğer sana müsait olursam bir ara ararım. Ki aramam yani, bundan emin olabilirsin. Diye düşünürken yoluma devam ettim. Eve vardığımda bilmediğim bir numara daha arıyordu. Acaba teslimat için mi arıyorlardı? Aç

İntihar Mektubu | Bulduklarım vol.19

Hiç tak ettiği oldu mu canınıza birşeylerin? Kendinizi şu şehirden ya da dünyadan hatta evrenden dışarı atmak istediğiniz yapayalnız hissettiğiniz benliğinizi kimsesiz bir sokak kedisi gibi? Ya da izbe bir parkın bankında çiseleyen bir yağmurun altında geceyi geçirmek istediniz mi?Hayatı hergün değişen ve karmaşıklaşan dertler yumağı olarak gördüğünüz sabahlara kadar gözünüzü hiç kırpmadan efkarlı ve çaresiz bir vefasızı düşündüğünüz?Ahh keşke diye umutsuzca iç çektiğiniz?Sonra ağladığınız yorulana kadar bitiverir diye… Kahrolası aşk masalını bir kalemde silmek istediğiniz oldu mu? Her geçen gün biraz daha umudunuz kırıldı mı yarınları düşünürken bir başınıza? Sonra bir dost aradınız mı hep sadık güvenilir ve samimi… Uzaklara bakıp derin derin daldınız mı mutsuz ve umutsuzca? Uçan kuşlara imrendiniz mi ne kadar özgür temiz ve saflar diye… Geçmiş günler canlandığında gözünüzde neden diye sordunuz mu hiç kendinize? Şimdi için kaygılandınız mı? Ve gelecek içinse satmışım anasını

Özür Dilerim, AFFETMEYECEĞİM !

Özür dilerim Buluşacağımız günü sabırsızlıkla beklediğim için. Özür dilerim Buluştuğumuz da gözlerinin içine bakarken heyecandan saçmaladığım için. Özür dilerim Elini tutmaya çalışırken 2 kere düşündüğüm için, incinirsin diye. Özür dilerim Seni öpmeye kıyamadığım için. Özür dilerim Diğerleri gibi gece başımı yastığa koyduğumda senle yatma hayalleri kurmadığım için. Özür dilerim Sana sarıldığımda gözlerimi kapatıp hiç ayrılmamanın hayallerini kurduğum için. Özür dilerim Seni yanımdayken dahi özlediğim için Özür dilerim işte ADAM GİBİ SEVDİĞİM İÇİN Ama duuuur! Affetme. Şimdi sen özür dile; Başka bedenlere anlık zevk olduğun için Şimdi sen özür dile; Gözlerime bakıp 'yalandan da olsa' seni seviyorum dediğin için Şimdi sen özür dile; Tutamadığım o el ile başka tenlere dokunduğun için Şimdi sen özür dile; Yanımdayken bile başkalarını düşündüğün için Şimdi sen özür dile; Başkasıyla yatma hayalleri kurmayı bırak, başkalarına ait olduğ

Altıncı His

Boşuna üzülmüşüm, boşuna ağlamışım. Hiç birinden farkın yokmuş seninde. Aynı şeyler başıma gelecek diye korkuyordum. Korkularım gerçekleşmeye başladı. Nereden başlasam bilemiyorum anlatmaya. Değişecek hayatım sanmıştım. En önemlisi de sana inanmıştım. İnanmak istemiştim koşulsuz şartsız. Bunu da sana söylemiştim. Senin de isteğin benim istediğim gibi bi hayat ise neden o zaman bu tarz bi olayla beni karşılaştırıyorsun? Artık ağzımdan çıkan her "aşkım" kelimesi yalan. Sana söylediğim bütün sevgi dolu cümleler yalan. Çünkü ben artık sana güvenmiyorum. Güvenmek hayatımın en önemli parçası. Ve altıncı hissim beni hiç bir zaman yanıltmaz. Aldatıldığımı hissediyor oluşum, benim için bir ilişkinin bitmesi demektir. Ki sen bu hissi çoktan hissettirdin bana. Neden böyle davrandığını kestiremiyorum. Kafam karıştı. Boş yere ümitlenmişim ben yine. Senle yaşadığım herşey boşmuş, yalanmış. Bundan sonra da ben yalan olacağım. Dişe diş kana kanla cevap vermesini iyi bilirim aşkım.

Maskeli Hayat

Kaçak yaşamaya mecburuz bu hayatta. Kapalı kapılar ardında her şey gayet güzel ilerlerken, kapılar açıldığı zaman toparlanmak için bir sürü çaba sarf ediyoruz. İnsanlardan gerçekleri saklamak mı hoşumuza gidiyor yoksa olmadığımız biri gibi gözükmek mi? Bunun cevabını kim verebilir ki? Kaç kişi olduğu gibi yaşıyor hayatını? Bu kadar yürekli olanlar vardır tabi ki de bu hayatta. Ama kaybedecek bir şeyleri olmayan insanlar bence bu kişiler. Herkesin kendisine ait sırları vardır. Yalnız başımıza kaldığımız zaman vurur bütün sırlar yüzümüze. Belki biraz tokatlar bizleri. Yüzümüz kızarır, utanırız. Sonra odadan çıkıp, insan içine gireceğimiz vakit bir maske geçiririz suratlarımıza. Utandığımız belli olmasın diye. Kaçak yaşamaya mecburuz bu hayatta. Çünkü herkes mükemmel bir yaşantısı olduğunu göstermeye çalışır insanlara. Aldıklarıyla zengin olduğunu göstermeye çalışır. Gittiği yerlerle gösteriş yaptığını zanneder. Halbuki evlerine döndüklerinde maskelerini çıkardıkları zaman fark ede

Get Out Of My Life!

Ben onlara ne yaptım da hayatlarından beni çıkarma kararı aldılar? Bunu bilmek en doğal hakkım diye düşünüyorum. Ne yaptığımı bilmeden böyle bir anda atılmak pek hoşuma gitmedi açıkçası, zaten kimsenin hoşuna gitmez böyle bir şey. Bazı insanlarla kavga ettik, tartıştık ve karşılıklı olarak birbirimizi birbirimizin hayatlarından çıkardık. Bu olması gereken zaten. Benim için sorun teşkil eden şey ise; tek taraflı hayattan çıkarma! Bana sebeplerini söyledikten sonra istediğin uzaklıkta durabilirsin bana karşı. Neyin tribindesiniz siz bazı insanlar? Bu kadar korkak ve zayıf olmayın lütfen. Bir gün gelecek ve herkes birbirinin hayatlarından çıkmış olacak. Sende de kimse kalmayacak, sen de kimseye kalmayacaksın...

Çıplak

Kar yağsa ya artık. Bu ihanet dolu topraklara. Belki biraz güzel görünürler gözümüze. Her şeyin üzerini örtsün yağan kar. Benim bile... Kapatsın içimdeki bütün korkuyu, nefreti, aşkı, öfkeyi... Saf ve temiz olduğumu düşünsün herkes. Bende herkesin öyle olduğunu düşüneceğim. İçimdeki ateş eritecek mi üzerimdeki karları acaba?   İçimde olan bütün duyguların ateşi, eritir diye korkuyorum temizliği. İşte bundan da korkuyorum ben. Günahlarımız daha çok diye, hiç bir zaman temizlenemeyeceğiz diye. Çıplak olsun herkes, üzerlerine kar yağsın. Çıplak ayaklarla bassınlar toprağa. Konuşmasınlar kimseyle, nefesleriyle eritmesinler karları. Ağızlarından yalan çıkmasın artık. Doğrularda sussun yalanlarla birlikte. Çıplağım ve korkuyorum hala daha Üzerime yağan kar Üşütmesi gerekirken beni Her kar tanesi değdiğinde vücuduma Sanki benden bir şeyler götürür gibi Çıplağım ve çıplağım daha fazla Kanımda alkol var Isıttıkça ısıtıyor beni Her yudumladığımda Daha çok gevşeyip sar

Yalanların Ağırlığı

Yalanlarla dolu bir dünya üzerinde aylar aylar önce tanışmışlar. Yalanlarla beslemişler arkadaşlıklarını. Yalanlar büyütmüşler birlikte mutlu olduklarını zannedercesine. Bu yalanlar yavaş yavaş yerini doğrulara bırakmaya başlamış. Doğrular girmeye başlamış hayatlarına. Korkar olmuşlar bir yerden sonra. Doğrular ağır gelmeye başlamış bunların omuzlarına. En sonunda bana geldiler. Yalanlarla dolu olan dünyada doğruları söyleyen bir insana ihtiyaçları olmuş. Anlayacağınız onlara ağır gelen yükü başkasıyla paylaşmak istemişler. Ama bende paylaştım onlarla "doğru" yüklerimi. Onlara bu "doğru yük" daha ağır gelmeye başladı. Daha çok korkar oldular "doğru" olanlardan. Saklanmaya çalıştılar bir süre karanlık odalarına. Olmadı. Doğrular onları çıkarmak zorunda kaldı sokağa. Omuzlarındaki yükle kambur bir şekilde yürür oldular sokaklarda. Utandılar çoğu zaman. Kuytu köşelerdeki cafelere oturdular ilk önce. Ama bu yeterli olmadı. Taşıdıkları doğrular onları gitgide