29 Aralık 2011 Perşembe

Korktugum için

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.

Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.

Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.

Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için...!!!

21 Aralık 2011 Çarşamba

Yanlıs Numara!

Mışıl mışıl uyuyordum yatağımda. Kabus gördüm galiba, çünkü birden bire gözlerimi açmıştım. Sabah 08:00 idi. Gözlerimi açmamla beraber telefonum çaldı. Kayıtlı olmayan bir numara. Uyku sersemiyim ben hala. Beni normalde sabahleyin arayan olmaz. "Kim bu ?" diye sordum kendi kendime.

"Alo?" dedim.
"Kardeş kusura bakma yanlış numarayı aradım. Çaldırıp kapatmak istemedim ayıp olmasın diye o yüzden aradım" dedi.


Kim ne için arar? böyle bir cümleyle karşılaştım. Adam resmen dalga geçti benimle. Şaşırdım tabi doğal olarak. Diyecek söz bulamadım. Telefonu suratına kapattım. Zaten uyku sersemiyim. Bide gelmiş bana dediği lafa bak. Kim bilir daha kimleri kimleri arıyor.



Yanlış numarayı aradığını bile bile arıyor. Acaba sesimi falan mı duymak istedi. Yada bir tepki ile karşılaşacağını mı zannetti, bilmiyorum. Ben gayet relax bir şekilde telefonu kapattım. Bir dahada aramadı. Haa bak şu var adam dürüst adam. En azından neden aradığını söylüyor. Bazılarımız bundan bile yoksun.

19 Aralık 2011 Pazartesi

Sadakat & Ihanet | Bulduklarım vol4

İhanetin adı göçmen bir kuşa verilmiş,
Sadakatin adı ise; bir serçeye
Göçmen kuş bütün bahar ve yaz boyunca küçük köyün üstünde uçmuş,
serçeyle beraber.
Küçük sinekleri, kurtları yemişler,
Kış yagmurlarıyla şaha kalkmış, derelerden su içmişler.
Masmavi gökyüzünde dans etmişler,
Çiçek açan agaçlara konup, papatya tarlalarında gezmişler...
Birbirlerine söz vermişler kuşlar;
Ayrılmayacagız diye.
Ama kış gelmiş,
Göçmen kuş adına yakışanı yapmaya kararlıymış,
Serçe herzamanki gibi sadık
Ama sevdigi de yabana atılmaz bir gerçek
Ayrılık acı, ihanet kötüymüş serçe için
Yaşamaksa önemli imiş göçmen için.
O, baharların tatlı eglencesiymiş sadece
Gel demiş serçeye benle beraber...
Başka bir bahara uçalım.
Serçe ise burda bekleyelim demiş yeni baharı
Ama kış acımasızdır, demiş göçmen
Yaşayamayız burda, aç kalırız üşürüz.
Serçe hayır demiş korunuruz kötülüklerinden kışın, beraber
Göçmen inanmamış serçeye hayır demiş gidelim.
Serçe için gitmek nasıl bir ihanetse yaşadıgı yere
Kalmaksa aynı şekilde ihanetmiş sevgiliye.
Ve karar vermiş sevgiyi seçmiş
Uçacakmış yeni bahara...
Göçmen ve serçe çıkmışlar yola,
Ama serçe zayıflamış,
Onun kanatları uzun uçuşlar için degil.
Dayanamayacakmış bu yola
Oysa göçmenin kanatları güçlüymüş.
Çünkü hep kaçarlarmış kışlardan
Hep giderlermiş zorluklarından kışın, yeni baharlara
Bir fırtına yaklaşıyormuş
Göçmen hızlı gidiyormuş fırtınadan, yakalanmayacakmış
Ama serçe iyice zayıflamış, yavaşlamaya başlamış
Göçmene duralım artık demiş
Biraz dinlenelim
Göçmen itiraz etmiş, fırtına demiş, ölürüz.
Birazdan okyanusa varacagız.
Kurtuluşuymuş bu büyük deniz
Göçmen için , çok iyi bilirmiş buraları.
Ama serçe ilk kez görüyormuş ve sanki
Gökyüzünden daha büyükmüş bu yeni mavi
Serçe artık dayanamayacakmış,
Son bir sevgi ile seslenmiş göçmene
Artık gidemiyorum... Göçmen serçeye bakmış,
Bakmış ve devam etmiş......
Okyanus çok büyükmüş, serçe ise küçük
Serçenin sevgisi de çok büyükmüş ama göçmen küçük...
Mavi sularında okyanusun bir minik SADAKAT...
Yeni bir baharın koynunda koca bir İHANET...

Üçüncü Tekil Sahısım Yüreginde | Bulduklarım vol3

Kalemim "Artık yaz'ma o'na" diye haykırıyor adeta.... Tam artık sana yazmıyacağım diyorum.. Aklımda tasarlıyorum yazacaklarımı. Tam yazmaya başlıyorumki, gene 'sen' dökülüyosun kalemime.. Kalemimden kağıdıma.. Ve Ardından arta kalan gözyaşlarım... 

Saçmalıyorum gene işte.. Yazacak birşeyim kalmadı sana dair.. Tükettin tüm cümleleri.. 
Ben gözyaşlarımla yazdım seni.. Sakladım yüreğimi.. Dökülüpte, yarmasın diye sevgimi .. 

..ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar.. 

Ağlamam sana değil, sessizliğime.. 
Her gidişinden arta kalan sessizliğime .. Suskunum sebepsiz yere.. 
Sonsuzluğuma son notum bu belkide .. 

Sen benim Birinci TekiL Şahsı'm oldun hep.. Ben=Sen. ne farkeder.. Ha Ben, ha Sen. Ha Sen, ha Ben. Ama senin için Ben, asla Sen olamadım.. 
Yandığımı hissediyorum.. Yokluğun yakıcı.. 
Ben ağlarken yokluğunda, sen yüreğime damlalar düşürmeye devam ediyorsun.. 


Düşürdün kalbimi elinden. Yüreğim yokluğunda yerlerde pusu kurmuş seni özlüyor... Seni arıyor köşe bucak.. Harf harf, kelime kelime yokluğunun adını koymaya çalışıyor; 

Tüm tümcelerimde soru işareti bıraktı yalnızlığın .. 

..ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar.. 

Kayıp giden mutluluğumda ;sen' vardın sadece.. Senin için ise sadece gözyaşlarım; 

Kağıdım ıslak, yüreğim buruk.. Çıktığım bu yolda seni arıyorum.. Nerden başladıysam, ordan bitirmeye kararlıy'dım' 
Geriye; gidişinden arta kalan yaşlar; 

Aslında sen hiç yoktun 
Sevgim çizdi yüzünün güzelliğini 
Tutkularım şekillendirdi bedenini 
Özlemlerimdi mütevazi yapan seni 
Önce var et,sonra ona tutkun 
Zavallı yüreğimi derde soktun 
Ama aslında sen hiç yoktun ....... 

Ben zaten yoktum sende.. Tanımadın ! Bilmedin ! Sevmedin ! Ve en önemlisi beni hiç Hissetmedin ! 

Kaybolup giderken yalnızlığında, sen beni hiç tanımadın.. Oysaki bütün çabalarım;sen'din. . ANLAMADIN! ! 

Çünkü ben; Üçüncü TekiL ŞahıS'ım Yüreğinde ..

16 Aralık 2011 Cuma


Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.
Benden bu kadar. Pes ediyorum artık.

11 Aralık 2011 Pazar

Gök gürültüsünden korkar her çocuk

Gün güneşin doğmasıyla başlar. Gökyüzüne yükselir büyüyerek ve daha fazla ışıldayarak. Son zamanlarda buna pek rastlayamıyorum. Çok fazla bulut, çok fazla kara bulut. Yağmur bitmiyor. Gök nasıl üzülmüşse artık, ağlaya ağlaya dökemedi içini. Çok kötü bir durum. Üzülüyorum aslında. Yok la üzülmüyorum aslında. Gök bu ağlar ağlar susar diyorum. Zırlarken çok sesi çıkar.

Hatta korkutur çoğu insanı. Çocuklar saklanırlar yorganın altına. Annelerine sarılırlar. Onlara üzülüyorum aslında, bir yandan da gülüyorum. Büyüdükleri zaman anlayacaklar korkmamaları gerektiklerini. Büyüdükleri zaman kendileri bile gülecekler.




Anneleri anlatacak onlara "sen küçükken ...........".
"vay be ben neymişim, ne salaklıklar yapmışım küçükken" diyeceksin. 7




Bazı anılarını arkadaşlarına anlatacaksın ve hep birlikte güleceksiniz. Onlarda anlayacak ne kadar gülünç bir çocukluk geçirdiğini.





Şimdi gökyüzü biraz gülümsese insanlar daha mutlu olsa. korkutmasa kimseyi. Herkes iyidir aslında. Bazıları ne kadar kötü görünseler de... Herkesin içinde küçükte olsa bir iyilik vardır. Saf ve masum bir yanı vardır. Neden onu dışarı çıkarmak yerine, daha kurnaz olmayı seçmişlerdir insanlar? Kurnazlık daha mı iyidir? Çıkarları için arkadaşlık kuranlar var. Neden ?

Yeniden çocuk olsam, annemin kucağına yatsam. Bana bir masal anlatsa. Ben yine gökyüzünden korkmadan uyusam. Kendimi güvende hissettiğim kollarda... Her anne söyler "Sen ne kadar büyüsende benim çocuğumsun". Evet öyle ben annemin hala bebeğiyim. Nasıl görmek isterlerse öyle görürler. İşlerine geldiği gibi. Bazen "koca adam oldun" ya da "kazık kadar adam oldun!". Bunlar hap lafta aslında. Ne kadar Büyürsek büyüyelim. Sonuçta biz annelerimizin küçük çocuklarıyız.

7 Aralık 2011 Çarşamba

Bir Maktul'ün Günlüğünden

Hiç bir farkı yoktu bugününde. Yine güneş doğudan doğmuştu. Parlıyordu, aydınlatıyordu. Sade bir kahve içmişti, çabuk ayılabilmek için. Elini yüzünü buz gibi soğuk suyla yıkamıştı. Sabahları soğuk su yüzü gerer, kan dolaşımını hızlandırır. Üzerinden çabuk atarsın uyku halini.

Herkes bir maktuldür. Çünkü herkes aşık olmuştur hayatında. Hiç olmayacak birine bile tutulmuş olabilir. Kendi katilini kendisi tutmuştur. Daha doğrusu bunu kalbi yapmıştır.

O sabah ilk önce sevgilisiyle buluşacaktı. Bir yerlerde çay içip simit yiyeceklerdi. Tipik bir sabahtı yani. Ama bu bile onu mutlu ediyordu. Sonuçta vakit geçirdiği insana sırılsıklam aşıktı. Her gördüğünde onu daha da güzelleşiyordu gözünde.

Bir sabah aradığında bir daha görüşmek istemediğini söyledi. Nasıl olabilirdi bu? Hani aşk? Hani sevgi? Neredeydi? Bitebilir miydi gerçekten bunlar? Oyunun adı aşk. Bitmişti... Gitmişti o... Bir daha geri gelmeyecekti. Kendi ölümünü kendisi yapmıştı. Belkide bile bile bu oyuna başlamıştı. Demiştim ya kendi katilini kendisi tutmuştu. Her zaman yanındaydı. Kim bilir ne zamandır sevmiyordu onu.

Bir gün arkasını döneceğini bile bile elinden tutmuştu. Onunla en güzel günlerini geçirmişti. Arkasından hançerlenmişe dönmüştü duyduğunda. Aslında her şey biter. Buna şaşılacak bir şey yok.

Tıklayarak şarkıyı dinleyebilirsiniz :Yüksek Sadakat - Katil&Maktul

Nasıl olsa "O" cepte

Öylesine bakmıştım aslında. Hiç bir kötü niyetim yoktu. Kötü bir şey göreceğimin farkında değildim. Gayet rahattım. Sadece biraz uykum kaçmıştı. Herkes gibi vakit geçiyordum bende.

Arkadaşlarıyla olan konuşmalarını fark ettim, merak ettim sonra. Açtım okudum. Sanki sevdiğim değildi o konuşan. Ben başka birini tanımışım, sevmişim... Gülüşmeler, eğlenmeler ona ait değildi sanki. Cepte olan biri varmış. BEN! başkaları da girip çıkabilirmiş ben varken onun hayatına. Bu normalmiş onun için. Bunları okuyunca kendimden geçtim. Titredim. Gözümden yaş geldi. Kalbim ilk defa böyle çarpı ona karşı, nefret doluydu. Sevgimden eser yoktu. Kendi kendime bağırdım çağırdım. gecenin bir yarısı olduğu için uyumaya çalıştım. Ama başaramadım. Bunu ona anlatmalıydım. Yoksa içimdekiyle kendi kendimi yiyip bitirebilirdim. O derece güçlü bir duygu kazandırdı bana okuduklarım.

Neyse aramaya cesaret bulduktan sonra aradım. Daha uyumamıştı. "Uykunu kaçıracak bir şey söyleyeceğim" dedim. "Hay hay buyur söyle hayatım" dedi. Aslında söyleyeceğim şey hakkında en ufak bir bilgisi bile yoktu. Aklının ucundan bile geçmezdi bu şey. Gecenin bir yarısı, onun arkadaşlarıyla olan konuşmalarını okumak. Evet, belki yaptığım yanlış bir şey. Yapmamam gereken bir şey. Ama meraklıyım ben. Araştırmak huyumda var. İncelemeliyim, yoksa uyuyamam.

Söyledim. Böyle böyle konuşmuşsunuz. "Beni gerçekten sevmemişsin, hiç bir zaman" dedim. Herkes gibi inkar etti. Aslında önce bağırdı çağırdı. "Sen nasıl böyle bir şey yaparsın" diye. Özeliymiş, okuyamazmışım. Haklı da... Ama onun yaptığı bence daha ayıp. Beni aldattığından bahsetmiş arkadaşına. Kimler gelmiş kimler geçmiş aslında... Konuşmaya cesaret buldum ya kalbimi devre dışı bıraktım. Söylediğim bütün kelimeler, kurduğum bütün cümleler mantığımın eseriydi.

İkna kabiliyeti çok gelişmiştir onun. Çok iyi laf çevirir. İstediği yerden bakılmasını sağlar konuya. Bunu bu sefer yaptırmadım. Benim gördüğüm yerden bakmalıydı olaya. Yaptıklarının yanlış olduğunu anlamalıydı. Çünkü yaptıkları zaten yanlıştı! Hangi insan aldatmayı doğru bulur ki? Güvenimi kaybetmiştim daha fazla. Bu kadar büyük bir darbe alacağımı sanmamıştım. Sadece masumane bir göz atma olacaktı benim yaptığım. Ama öyle olmadı. Bir tokat gibi çarptı gözüme bütün yazdıkları. Gece saat 03:00'lerde barlarda başkalarıylaymiş... Ben onu uyudu zannederken o başkalarının kollarındaymış.

Ne demek lazım böyle yapana? Cepte olmak ne demek peki? Benim cepte olduğumu düşünerek ne demek istemişti o? Bana en çok koyan cümle o olmuştu okuduğum zaman. Kaçamaklar normalmiş onun için. Kullanıldığımı hissettim. O inkar etti bunu. "Cepte olmak" cümlesini ben yanlIş anlamışım meğersem. O bir sevgi sözcüğüymüş. Hadi ordan! Kim sevgilisi için "Cepte o zaten" der!

Kullanıldığımı hiç bu kadar hissetmemiştim. Ama şöylede bir şey var aynı tuvalet kağıdını sürekli kullanamazsın. Ya gerçekten biter ya da sen temizlediğini zannettiğin zaman bütün pisliği sana geri iade eder.

6 Aralık 2011 Salı

Ruhum Nerede Ben Neredeyim?

Aslında şimdi istediğin yerde, istediğin kişiyle/kişilerle olsan. Nasıl iyi olurdu değil mi? Aklına ilk olarak ne geldi?

Ailenle güzel bir mangal keyfi...
Arkadaşlarınla bir bar'da disko'da sabaha kadar süren bir parti...
Yada yalnız başına geçireceğin küçük bir tatil...



Ben isterdim ki; bir ırmak kenarında küçük bir kulübede bir hafta temiz hava ve doğal yaşam! Böcekleri sevmem aslında, toz toprakta bana göre değildir. Hele yalnızlık hiç bana uygun bir şey değildir. Ama her şeyi denemek lazım. Uzun süre TV'den uzak durmalı, takip ettiğin dizilerden,filmlerden mahrum kalmalı bir süre. Bazen bilgisayarını kapatmalı internetten kopmalı. Arkadaşlarını takibi bırakmalı sanal hayata veda etmeli... Cep telefonunu kapatmalı, kontör almamalı, TL yüklememeli... Kimseye haber verme zorunluluğun yok zaten. Aramak isteyen arasın, elbet bir şekilde ulaşır. Yerini yurdunu bilirler. Değişiklik iyidir, zarar vermediği sürece...

Bunları yazarken malzeme bilgisi dersindeydim.Bir yandan dinliyordum, bir yandan bunları yazıyordum. Bu derste bu tarz bir konuyu yazmamı bence kimse yadırgamaz. Herkesin böyle düşündüğü anlar vardır. Çünkü bu derste herkes sıkılır. Ben sıkılmayan bir kişiyle daha tanışmadım. Herkes zoraki gelir. Zoraki not tutar. Geçmek için nokta virgül ne varsa ezberlenir.

Şu an burada olmamalıydım. Ruhum burada değil. Sadece fiziksel olarak buradayım. Ulaşılması güç şeyler geliyor aklıma. Hayal gücü geniş bir dünya. Buradan daha hiperaktif. Çizgi film dünyası gibi. Çizgi filmi kim çizerse onun hayal dünyası gerçekleşir. Neyse ben fazla oyalandım.


Bazen insanı bulunduğu ortam tatmin etmez, başka diyarlarda, başka alemlerde olmak ister. Benimde aklıma geldi ve yazmak istedim sadece.

Şimdi son kez gözlerini kapat ve derin bir nefes al...
En sevdiğin insanı ve mekanı aklından geçir...
Gerisi sana kalmış...