11 Aralık 2011 Pazar

Gök gürültüsünden korkar her çocuk

Gün güneşin doğmasıyla başlar. Gökyüzüne yükselir büyüyerek ve daha fazla ışıldayarak. Son zamanlarda buna pek rastlayamıyorum. Çok fazla bulut, çok fazla kara bulut. Yağmur bitmiyor. Gök nasıl üzülmüşse artık, ağlaya ağlaya dökemedi içini. Çok kötü bir durum. Üzülüyorum aslında. Yok la üzülmüyorum aslında. Gök bu ağlar ağlar susar diyorum. Zırlarken çok sesi çıkar.

Hatta korkutur çoğu insanı. Çocuklar saklanırlar yorganın altına. Annelerine sarılırlar. Onlara üzülüyorum aslında, bir yandan da gülüyorum. Büyüdükleri zaman anlayacaklar korkmamaları gerektiklerini. Büyüdükleri zaman kendileri bile gülecekler.




Anneleri anlatacak onlara "sen küçükken ...........".
"vay be ben neymişim, ne salaklıklar yapmışım küçükken" diyeceksin. 7




Bazı anılarını arkadaşlarına anlatacaksın ve hep birlikte güleceksiniz. Onlarda anlayacak ne kadar gülünç bir çocukluk geçirdiğini.





Şimdi gökyüzü biraz gülümsese insanlar daha mutlu olsa. korkutmasa kimseyi. Herkes iyidir aslında. Bazıları ne kadar kötü görünseler de... Herkesin içinde küçükte olsa bir iyilik vardır. Saf ve masum bir yanı vardır. Neden onu dışarı çıkarmak yerine, daha kurnaz olmayı seçmişlerdir insanlar? Kurnazlık daha mı iyidir? Çıkarları için arkadaşlık kuranlar var. Neden ?

Yeniden çocuk olsam, annemin kucağına yatsam. Bana bir masal anlatsa. Ben yine gökyüzünden korkmadan uyusam. Kendimi güvende hissettiğim kollarda... Her anne söyler "Sen ne kadar büyüsende benim çocuğumsun". Evet öyle ben annemin hala bebeğiyim. Nasıl görmek isterlerse öyle görürler. İşlerine geldiği gibi. Bazen "koca adam oldun" ya da "kazık kadar adam oldun!". Bunlar hap lafta aslında. Ne kadar Büyürsek büyüyelim. Sonuçta biz annelerimizin küçük çocuklarıyız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder