18 Ocak 2014 Cumartesi

Usturalı Vurucu !

Aslında uzun zamandır aklımdaydı saçlarımı usturaya vurdurmak. Ama cesaret edipte kestiremiyordum. Çünkü ben hep uzun saçlıydım ve saçlarıma kıyamıyordum. Bu sefer kestirdim. Bir anda berbere söyleyiverdim: "Usturaya vur!".

Saçlarımı kestirme zamanım geldiğinden berberin yolunu tutmuştum o gün. İçinden bir seste "usturaya vurdursana" dedi. Bende düşünmeye başladım. Dediğim gibi zaten uzun zamandır böyle bi düşüncem vardı. Berbere gidene kadar düşündüm. Hatta berberde de sıra vardı biraz, orada beklerken de düşündüm. Koltuğa oturunca da söyleyiverdim. "Ben dazlak istiyorum, usturaya vurur musun?" diye. Berberde baya şaşırdı. "Emin misin? bak saçların uzun ve güzel, başka bi model de kesebiliriz" dedi. Ben ama kararımı vermiştim. Söz ağzımdan çıkmıştı bile. "Kazıyalım" dedim. Makineyi saçıma daldırmadan önce de defalarca sordu "Emin misin?" diye. "Kes kes" dedim bende ve kesti. Tam ortadan daldırdı makineyi. Geri dönüş şansım kalmamıştı zaten. Bir numara ile saçımı kestikten sonra, traş köpüğünü kafama sürüp köpürttü. Bi güzel de usturaya vurdu. Berberden çıkarken hiç saçım yoktu. Berbere girdiğimde orman kaçkını gibiydim. Çıktığımda  ise yeni yolunmuş tavuk gibiydim. 

İlk ben bile şaşırmıştım kendime. Nasıl yapabilmiştim ki bunu? Nasıl cesaret etmiştim. Bunun baya bi dalgasını geçtik ev ahalisi olarak. Üç-dört güne de saçlarım zaten çıktı. Şu an üç numara falan olması lazım. Uzamasının baya bi sıkıntı olacağını düşünüyorum. Bakalım bu dönem nasıl geçecek benim için. 

16 Ocak 2014 Perşembe

Yorgun Beden | Bulduklarım vol.20

"..... Çok yorgun bir beden. Her tür vücut sıvısına bulanmış her tarafı. Öpülüp ısırılmaktan, yalanıp emilmekten morarmış, kızarmış, bozarmış!.. Hırpalanmış her seferinde, durmadan daha fazlası olabilir demiş, gittikçe daha fazla acımış. "Tek"liğin "tek"düzeliğiyle sarsılınca daha çok beden istemiş üstünde. Bunun bir maharet olduğunaysa aklı biraz geç ermiş! Yetememiş önce hiçbirisine. Bir sanatçı azmiyle coşunca, giderek ona da alışmış ne var ki. Gururdan kabarmış, gururun en hastalıklısından hem de. "Yeterli" olmanın hastalıklı övüncü!.. "Hemen"ler, "hep"ler, "hepsi"ler girmiş devreye, hepsi hemen ve hep kendine istenmiş! Pelteleşip duyumsayamaz hale gelince, acının aslında deriden daha derinde de hissedilebileceğini, mazoşist bir zevkin insani bir üzüntüyle aynı kefeye konabileceğini fark etmiş... Üstünden, altından geçen tüm vücutları tek tek gözünün önüne getirdikçe, bir süredir attığının ayırdın da olmadığı kalbiyle yüzleşmiş. Film şeridine bir parmak hamlesiyle ivme kazandıran sağ eli, sol göğsünü hatırlamış. Çeşit çeşit elin avuçladığı göğsü, bu sefer kendi avcuyla buluşmuş. Bir farkla. Zevke getirmek için değil bu sefer... Gözlerinin önünden geçen her bedenle, parmakları kıvrılmış derinin üzerinde. Hafif uzun tırnakları her bir vücudun her dokunuşunda, her bir dil darbesinde kenetlenmiş derisine, meme ucunu sıyırarak çekilmiş aşağıya. büyük bir hırsla! Tırnaklar kan kırmızı... Kalp "dört yol"lu... Göbek deliğine doğru süzülen, yatağın elyafına emilen kan... Ama yüzünde "bebeksi" bir gülümseme!.. Şerit biterken, her şeyin başladığı yere döndüğünü fark etmiş. Kanlı baş parmağını ağzına götürüp emerken, yana kıvrılıp dizlerini göğsüne çekmiş. Gözünden süzülen tek damla yaş, suratındaki huzuru perçinlemiş. Ana rahmine düştüğünde, aklından geçen tek bir şey... Tek... Şey... Bir... "Keşke bu pozisyonda arkamdan sarılıp, haddimi bildirecek bir beden mi olsaydı?.."....."

5 Ocak 2014 Pazar

Sansasyonel Sıradışılık 3 Yaşında



Ben hala bunca zamandır yazdığıma inanamıyorum. Ben ki Edebiyat ve Türkçe derslerinden nefret eden insan, üç yıldır blog yazıyorum. Okunup okunmamak çokta önemli değil. Ben yazayım da kim okursa okusun, kim beğenirse beğensin, kim alınırsa alınsın. 

Ben yazmaya devam etmeyi düşünüyorum. Yazıcam, yazmalıyım. Çünkü bu zindan gibi şehirde yapabileceğim en güzel şey yazmak. Sizler beni takipte kalın. Kim bilebilir daha neler olacak bu yıl?

Üç maymunu oynamak yok. Olduğu gibi gördüklerimi duyduklarımı yazarım !

1 Ocak 2014 Çarşamba

2014 Başlasın !


Öncelikle yemekleri, mezeleri, içkileri ve ortamı hazırladık.



Rakı veya Bira eşliğinde yılbaşı yemeğimizi yedik.


Biraz çıldırdık, bugün sadece yılbaşı değil aynı zamanda Fikret'in doğum günüydü!


Yemekler bitti. Tekila faslına geçtik. ŞATŞATŞATŞATŞATŞATŞTŞATŞATŞATŞAT



Yeni yıla girerken Kadehlerimizi alıp sokağa çıktık ve şampanyamızı patlattık.


Tabi sokakta herkesin kafası bimilyondu.


Şerefeee!!!!


2014'te herkesin dilekleri yerine gelsin, mutlulukta boğulun!!