25 Ocak 2013 Cuma

Umut Işığım | Silver Linings



Eski bir tarih öğretmeni olan Pat Salitano (Bradley Cooper), yaşamında değer verdiği her şeyi bir günde yitirmiş bir adamdır. yaşadığı ciddi bir travma sonrası patlar ve ardından mahkeme kararı ile 8 ay rehabilitasyon merkezinde tedavi görür. Çıktıktan sonra hayatını düzene koymak şartıyla ailesinin evine geri yerleşen Pat'in yegane amacı düzgün bir adam olup, işini geri almak ve karısı Vicky'yi bu sayede geri kazanmaktır. 
Fakat durum Pat için sandığından daha zor olacaktır. Bir yemekte, aile dostu Tiffany ile karşılaşan Pat, genç kadınla eski eşine ulaşmak amacıyla yakınlaşır. Bir 'iyilik' karşılığı Pat'e yardım teklif eden Tiffany, her ikisi içinde umut ışığı olacak yeni bir kapı açacaktır... 

24 Ocak 2013 Perşembe

Yeniden Başlayalım

Ne diyorum biliyor musun? 

Sanki ilk kez tanışmış gibi yapalım. Bana selam yaz, kim olduğunu bilmiyormuş gibi cevap vereyim. Tanışalım en başından. Arkadaş olalım önce. Sonradan yakınlaşıp dost olalım, sırlarımızı paylaşalım. Birbirimize hediyeler alalım, sürprizler yapalım. Çekinmeyelim konuşurken, ne olursa olsun küsmeyelim. Beni kıskandırmaya uğraşma , başkaları kıskansın bizi. İçten içe sevelim birbirimizi. Canım de bana, ama hiç aşkım deme. Çünkü aşk kısa. Aşk bir ömürlük değil. Sen bir ömürlük ol. Hep benim ol. İnsanlar sordu mu en yakın arkadaşım de. İçten içeyse sevgilim. Hiç sevgili olmayalım. Hayat arkadaşım ol. Birbirimizi ihmal etmeden, kırmadan sevelim. Biz olalım, ama iki sevgili değil, iki yoldaş. Her şeyime karışmana izin vereyim. Senden habersiz hiçbir yere gidemeyeyim, attığım her adımdan haberin olsun.


Sıradan biriymişim ama değilmişim gibi. Her şeyin, herkesin ötesinde...

18 Ocak 2013 Cuma

Sıla – Zor Sevdiğimden





Niye gidemiyorum biliyor musun?
Çünkü emek verdiysen zor
Meydan okuma öyle hemen
Dur neden diye sor

Niye susuyorum anlıyor musun?
Çünkü anlattıkça zor
Bükme dudağını
Hemen otur o zaman hesabını sor

Çok sevdiğimden değil zor sevdiğimden
İyi günde burdasın dar günde yoksun neden
Çok sevdiğimden değil zor sevdiğimden
İyi günde burdasın dar günde yoksun neden

Güler ömür ağlar ömür
Farkında olmayız geçer ömür
Güler ömür ağlar ömür
Farkında olmayız geçer ömür

Çok sevdiğimden değil zor sevdiğimden
İyi günde burdasın dar günde yoksun neden

Niye susuyorum anlıyor musun?
Çünkü anlattıkça zor
Bükme dudağını
Hemen otur o zaman hesabını sor

Çok sevdiğimden değil zor sevdiğimden
İyi günde burdasın dar günde yoksun neden
Çok sevdiğimden sarkisozuarsivi.net değil zor sevdiğimden
İyi günde burdasın dar günde yoksun neden

Güler ömür ağlar ömür
Farkında olmayız geçer ömür
Güler ömür ağlar ömür
Farkında olmayız geçer ömür

Çok sevdiğimden değil zor sevdiğimden
İyi günde burdasın dar günde yoksun neden
Çok sevdiğimden yahu zor sevdiğimden
İyi günde burdasın dar günde yoksun neden

Söz ve Müzik: Sıla Gençoğlu

17 Ocak 2013 Perşembe

Kar


Her kar tane birbirinden farklıdır
Ben kendim için en güzelini
Ve en özelini buldum
Isınıp erimesin diye
Elimden geldiğince
Ona iyi davranmaya çalışıyorum
Üzülmesini istemiyorum

Kar yağdı o gece şehrin üzerine
Kahkahaya boğduk o gece
Sanki bir filmmiş gibi
Mutluluk doldu her yanım
Yarımmışım bunu anladım
Diğer yarımı buldum
Tamamlandım



9 Ocak 2013 Çarşamba

Sansasyonel Sıradışılık 2 Yaşında


Koskoca bir yılı daha gerimizde bıraktık artık.
Daha yaşayacak çok şeyimiz olduğuna inanıyorum.
Mutluluk her zaman peşimizde koşsun.
Beni okumaya devam edin.
Profesyonel bir yazar olmasam bile bazı yazılarımın iyi olduğunu düşünüyorum.

Benden vazgeçmeyin...


6 Ocak 2013 Pazar

Yalnızlık Hayali

Çok soğuk ve yorucu bir günün ardından eve gelsem
Üzerimi değiştirmeden kahve suyu ısıtmaya başlasam
O ısınana kadar değiştirsem üzerimi
Bir fincan kahvemi alıp geçsem camımın kenarına
Yoldan geçenleri izlesem yine her zaman ki gibi
Kafalarından geçenleri okumaya çalışsam
Onlar hakkında gereksiz yorumlar yapsam
Biraz kendimi eleştirsem
Ne kadar yalnız olduğumun farkına varsam
Tek başıma olduğumu fark etsem yine
Ve tam umudumu kaybettiğim anda kapı çalsa
Ben kapıcı geldi diye çöp kutusunu götürsem kapıya
Kapıyı açtığımda sen olsan karşımda
Ben elimdekileri yere düşürsem
Sen elindekileri bana versen
İçeriye geçip otursan
O geçen upuzun zamanı tek tek anlatsan bana
Bende hiç ayrılmamışız gibi dinlesem seni
Sana da bir kahve yapsam
Sen bir sigara yakıp bana da uzatsan
Sonra ben anlatsam her şeyi her detayı
Sigarayı bıraktığımdan başlasam
Bugünkü yalnızlığıma kadar gelsem
Ve sen bir yere yetişircesine sürekli saatine baksan
Daha uzun bir vakit geçirmek için tekrar sözleşsek
Sen giyinip çıksan evden
Ve sonra ben yine yalnızlığımla kalsam
Kahvemi alıp cam kenarına otursam...

5 Ocak 2013 Cumartesi

Seni Doğru Tanımışım | Bulduklarım vol10

Nette tanışan iki genç arkadaş olurlar. Zaman içinde sıkı bir dostluğa dönüşen beraberliklerini zedelememek için hiçbir zaman birbirlerini görmemeye, fiziki özelliklerinden bahsetmemeye karar verirler. İsimlerin, şekillerin olmadığı sadece ruhların derinliklerinden gelen en samimi duyguların dile getirildiği zaman ve mekan unsurlarından soyutlanmış bir birliktelik içinde sürer dostlukları. Ve bir gün bakarlar ki birbirlerini tamamlayan iki varlık olmuşlar. Yazışmadıkları gün, hatta saat olmamaya başlamış. Adeta nefes alış gibi doğal bir bütünleşme, isim takamadıkları bir aşk gelişmiş içlerinde. Tüm beşeri sıfatlardan sıyrılmış, bambaşka bir halmiş bu. Aradan geçen zaman zarfında, artık kesinlikle birbirlerinden asla kopamayacaklarına inandıkları gün; tanışmaya ve evlenmeye karar vermişler.

Ve ikisinin de çok iyi bildikleri bir kentin çok iyi tanıdıkları bir sahilinde buluşmak üzere anlaşmışlar. Hanımın elinde kırmızı güller ve dudaklarında sevgi dolu bir gülümseme olacakmış. Erkek ise hiçbir alamet taşımayacakmış. Nihayet beklenen gün gelmiş. Genç erkek sözleştikleri yere yaklaştıkça kalbi duracak gibi oluyormuş. İşler biraz değişmeye başlamış kalbinde. Ya çok çirkin bir kadınsa sevdiceği, ya kör, topal ya da………… ise. Biraz hata yaptığını düşünür gibi olmuş ama çabuk savmış bu kendine ve aşkına yakışmayan düşünceleri zihninden. Karşıda elinde bir gül tutan ve sağa ,sola bakınan hanımı görmüş. İçi hop etmiş fakat dudaklarında beliren düş kırıklığını biraz olsun giderebilmek için bir, iki derin nefes almış ve son derece kararlı adımlarla hanımın yanına yaklaşmış.

Annesi yaşında hatta daha da yaşlı, saçları pamuk gibi bembeyaz, yüzü yaşadığı yılların derin izleri ile buruşmuş fakat dudaklarında güzel bir o kadar da şaşkın bir tebessümle kendine doğru yaklaşan genç erkeğe bakıyormuş. Gözleri bin bir soru ile kıpırdıyor, yorgun göz kapakları arada bir feri kaçmış göz bebeklerini uzaklara yönlendiriyor ama yaşlı kadın gözlerini genç erkeğin bakışlarına kilitlemeye çalışıyormuş.

Zihninde çeşit, çeşit zıt fikirlerin koşuştuğu genç adam bir, iki yutkundu ve gücünün son raddesinde ki bir hıçkırıkla “Merhaba aşkım. nasılsın?” dedi. Kadere teslim olmuştu. Söz vermişti. Biliyordu her şey olabilirdi. Bir an gözlerini kapadı ve yazışmalarını hatırlamaya çalıştı. Onca duygu dolu kelimeler, sevda yüklü vaatler, parlak gelecekler nasıl olmuştu da bu yaşı geçmiş hatunun kaleminden dökülebilmişti. Bir türlü inanamıyordu fakat gerçek gün gibi ortadaydı. Yaşlı kadının elinde tuttuğu kırmızı güller aldı ve tarif edilemeyen bir duyguyla onları öptü. Sonra elini uzattı ve “Hadi kalkmana yardım edeyim aşkım. Buradan uzaklaşalım. ” dedi. Olanları anlamsız gözlerle seyreden yaşlı kadın dudaklarını araladı ve:

“Ey oğul, ben yıllardır bu kelimeyi unutmuş anan belki ninen yaşta bir kadınım. Neler oluyor anlayamadım ama o gülleri elimden niye aldın? Onları bana şu ilerde oturan genç kız verdi. Birini bekliyormuş, burada buluşacaklarmış. 'Gelirse benim tarafımdan bu gülleri ona verir misin?' demişti. Ben de o genci bekliyordum. Yoksa o sen misin?”

Genç adam bir an soluksuz kaldı, boğazında düğümlenen hıçkırık ve karmakarışık duygularla yaşlı kadının işaret ettiği yöne baktı. Bir çift sevgi ve minnettarlıkla parlayan yeşil göz kendisine gülümsüyordu. Telaşla yaşlı kadının ellerini öptü ve gülleri ona tekrar vererek işaret edilen tarafa koşmaya başladı. genç kız da ayağa kalkmış onu bekliyordu.

“Seni izledim. Şayet gülleri almayıp geri dönseydin sessizce buradan uzaklaşacaktım. Seni doğru tanımışım aşkım.”

4 Ocak 2013 Cuma

İtiraf

İtiraf ediyorum.... Diye başlamak isterdim ama her insanın sakladığı sırları vardır. İtiraf edemem kusura bakmayın. Benim kendimden bile sakladığım bir çok sırrım var. Neyin itirafı bu?

Yaşadıklarımın çoğunu zaten açık açık yaşıyorum ortada... Böyle bir ortamda bide bu sırlarımı açıklarsam herhalde gerçekten saklamam gereken hiç bir şey kalmayacaktır. Bazen sırf sadece bu sırları saklamak için yaşıyormuşum gibime geliyor. Sakladıkça saklıyorum derinlere sırlarımı.

Ama içime attığım bu sırlar denizin içindeki bir kabarcık gibi.. Ben ne kadar dibe gitmesini istesem de o sırların, onlar yukarı çıkmak için birbirleriyle yarışıyorlar...

Hangi sır önce yüzeye çıkarsa; bil ki son aldığın nefestir o.

3 Ocak 2013 Perşembe

Unutmak

Geçmişimizde yaşadığımız hiç bir şeyi unutmadığımızı düşünsenize! Bütün mutlu olduğunuz zamanlar, dakika dakika aklınızda. Tabi mutsuz olduğunuz anlarda... Duygu karmaşası. İyi ki insanlar unutabiliyor. Eğer unutamıyor olsaydık neler olurdu kim bilir? Daha şimdi ölmüş gibi hissederek 15 yıl önce kaybettiğimiz annemiz için yine bir anda hüngür hüngür ağlayabilirdik. Ne dindirirdi acımızı?

Kimsenin attığı kazığı unutmazdık. Bu sayede belkide affetmek diye bir şey olmazdı. Ezberleme diye bir şey olmazdı. Çünkü herşeyi zaten aklımızda tutuyor olurduk. Zeki ve aptal diye zeka farklılıkları da ortaya çıkmazdı böylelikle. Çünkü her şeyi hatırlıyoruz. Aklımızdan hiç bir şey silinmiyor. Düşünebiliyor musun? Düşünemiyorum.

Öyleyse; iyi ki unutuyoruz. 
Çünkü ancak unutarak duygularımıza hükmedebiliyoruz.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Mümkünse İstiyorum

Yepyeni bir hayata başlamak istiyorum. Kimseni beni tanımadığı bir yerde. Cebimde yeteri kadar nakit olmalı bir süreliğine. Yeniden başlamalıyım hayata. Yeni bir dil öğrenmeliyim. Başka bir ülkenin pek bilinmeyen bir kentine taşınmalıyım. Yeni insanlarla arkadaşlık kurmalıyım. yepyeni olsun herşey...


Yepyeni bir iş istiyorum. Mümkünse kendi işim olsun...
Yepyeni bir ev istiyorum. Mümkünse gökdelen dairesi olsun...
Yepyeni arkadaşlıklar istiyorum. Mümkünse sadece arkadaş olarak kalsınlar...
Yepyeni bir ilişki istiyorum. Mümkünse hiç bitmeyecekmiş gibi yaşayalım...
Yepyeni bir beden istiyorum. Mümkünse başka bir dil konuşsun...
Yepyeni bir ben istiyorum. Mümkünse aynı hataları yapmamış olsun...


İkinci bir şans daha istiyorum Dünya'ya gelmek için 
Mümkünse...

1 Ocak 2013 Salı

31 Aralık 2012'den 1 Ocak 2013'e

Yeni yıla girmemiz gerekiyormuş, biz de girdik. Her şey mecburiyetten... 

-Eğlendin mi?
-Dibine kadaar!!