Kayıtlar

Deniz etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Poseidon ve Bataklık Prensesi Liraelia

Resim
        Bir zamanlar, Nikomedia'nın eteklerinde, doğaüstü bir güzellikle bezeli olan gizemli bir bataklık mevcuttu. Bu muhteşem bataklık, Artemis'e adanmış kusursuz bir tapınakla sarmalanmıştı ve içerisinde, masalsı bir aura sahip gizemli bir prenses yaşıyordu. Adı Liraelia olan bu fevkalade prenses, su bitkilerinin arasında dans ederken ve ormanın derin sessizliği içinde şarkı söylerken, kalpleri büyüleyen bir varlığa dönüşüyordu. O, hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir yaratıktı, sanki doğanın tüm güzelliklerini ve melodilerini içinde saklayan sihirli bir varlık.           Bir gün Poseidon, denizlerin kudretli tanrısı, bu gizemli bataklığa gelirken, Liraelia'nın güzellik ve zarafetini fark etti. Kalbinde, bu bataklık prensesi için bilinmez bir aşk yeşermeye başladı. Her gün, Liraelia'nın şarkıları deniz dalgalarına karışırken, Poseidon'un kalbi daha da hızlı atmaya başladı. Bir gece, deniz tanrısı Poseidon uyandığında rüyasında Liraelia'nın çaresiz çağrısını duy

KİLİT

Resim
  "Kilitliyorum kalbimi ve anahtarını denize atıyorum. Bundan sonra âşık olmayacağım."      Bu, duygusal bir savunma mekanizması olabilir. Kalbimizi kilitlemek, içimize kapanmamıza yol açar ve başka insanlara açılmakta güçlük çekeriz. Bazen belki de daha fazla acı çekmekten kaçınmak için, kırık bir kalple böyle bir şey yapma ihtiyacı duyarız. Özellikle bir ilişki veya aşk deneyiminden sonra kalp kırıklığı yaşamak oldukça yaygın bir durumdur. Bu tür deneyimler, kelimenin tam anlamıyla kalbimizi kırabilir, duygusal anlamda derin yaralar açabilir ve içimizde derin izler bırakabilir. Bu izler, bizi gelecekteki ilişkilere karşı daha temkinli olmaya ve duygusal güvenlik arayışında daha seçici olmaya yönlendirebilir. Acı, bir ders çıkarma süreci haline gelir ve sonraki ilişkilerimizde doğru seçimleri yapmamıza yardımcı olur. Kalp kırıklığına bağlı olarak, kendimize daha fazla duvar örebilir ve duygusal olarak başkalarına açılmakta daha zorlanabiliriz. Bu deneyim aynı zamanda özsaygı

KUSURSUZ HUZUR

Resim
    Şu anda Kandıra'nın nefes kesen plajlarında kamp yapıyorum ve size söyleyeyim, pitoresk çevre gerçekten bir cennet. Bir tarafta deniz, diğer tarafta yemyeşil ormanla kendimi doğanın inanılmaz güzelliğinin içinde buluyorum. Biraz kaliteli zaman geçirmek için ne olağanüstü bir ortam! Çadırımdan dışarı baktığımda, önümde uzanan uzun kumlu plaj tarafından hemen büyüleniyorum. Kıyıya çarpan dalgaların ritmik sesi, beni anında rahatlatan yatıştırıcı bir melodi yaratıyor. Sanki karadeniz beni daha yakınına çağırıyor, beni harikalarını ilk elden deneyimlemeye davet ediyor.       Kamp deneyimimi daha da keyifli hale getirmek için çadırımın hemen önüne rahat bir masa ve sandalye kurdum. Bu kurulum, arkama yaslanıp rahatlayabildiğim ve etrafımdaki görkemli manzaraları ve sesleri alabildiğim için kendimi sakin atmosfere tamamen sokmamı sağlıyor. Serin esinti nazikçe dokunuyor, kavurucu güneşin sıcaklığından rahat bir nefes almamı sağlıyor ve denizin ferahlatıcı kokusunu taşıyor. Sakin bir

BİR ÇINAR

Resim
     Bir uçurumun kenarında durduğunuzu ve denizin engin genişliğine baktığınızı hayal edin. Nefes kesen manzarayı izlerken, gözleriniz engebeli manzaranın ortasında uzun ve görkemli duran muhteşem bir çınar ağacına takıldı. Kökleri yeryüzünün derinliklerine uzanıyor, toprağın özüyle iç içe geçerek onu yer kabuğuna bağlıyor. Bu ağaç sıradan bir ağaç değil; güç ve esnekliğin sembolü, doğanın harikalarının gerçek bir düzenlemesi. Çınar ağacının dalları genişçe uzanıyor ve güneşin kavurucu ışınlarından soluklanmak isteyenlere gölge ve barınak sunuyor. Nesiller boyu kuşların koruyucu kucağında teselli bulduğuna ve dallarına zarif bir şekilde indiğine tanık oldu. Canlı serçelerden zarif kırlangıçlara kadar, her kuş ağacın yayılan kollarının ortasında bir ev buldu. Neşeyle cıvıl cıvıl oluyorlar, havada yankılanan, çevreye hayat ve uyum getiren melodik bir senfoni. Rüzgar yaprakların arasından fısıldarken, hafif bir hışırtı sesi görünmez orkestrayı dolduruyor. Denizden gelen tuzlu su uçuruma

Çal Kemancı

İki günlük bir tatil planı yapmışlardı arkadaşıyla birlikte. Çadırlarını alacaklardı ve en yakındaki plaja gidip bir gece kalacaklardı. Gündüzleri deniz, güneş ve kumun keyfini çıkaracaklardı. Geceleri ise ağustos böceklerinin seslerini dinleyip ateş böceklerini izleyeceklerdi. Sabah erkenden yola çıktılar. İkisi de birbirinden açık gözlüydü. Etraflarında ki olanı biteni asla kaçırmazlardı. Önce büyük kayalıkların oraya gittiler. Maksat tatildeymiş havası vermekti. Üç beş poz fotoğraf çekildiler. Manzarası harika olan bir yere gelmişlerdi. Anı ölümsüzleştirmeleri gerekliydi. Unutulup gitmemesi gereken bir gün olacaktı. Kayalıklardan denize girdiler, biraz güneşlendiler. Yanlarında getirdikleri böreklerden çöreklerden atıştırdılar. Bide keyif pezevengi oldukları için yanlarına şarap bile almışlardı. Hava kararmaya başlayınca yavaş yavaş toparlanmaya başladı bizim kızlar. Ulu orta bir yere çadır kurmak yerine, biraz daha korunaklı ama deniz kıyısından çokta uzakta olmayan ağaçlık alana

Senin Çakmağın

Yapayalnız yürüyorum Yollarım denize çıkıyor Sahilde yürüyorum Dalgalar çarpıyor kordona Martılar şarkı söylüyor Bense yürüyorum durmadan Ağır ağır yürüyorum Biraz soğuk sahil Üşüyorum Ellerimi ceplerime sokuyorum Senin çakmağın çıkıyor cebimden Ağlamaklı oluyorum Hafif bir rüzgar esiyor Bir damla yaşı siliyor Alıp götürüyor benden Yürüyorum Yorulduğumdan değil ama Oturuyorum bir banka Ceketimin cebinden çıkarıyorum sigaramı Senin çakmağınla yakıyorum Benim yüreğimi yaktığın gibi  Çatır çatır tutuşuyor sigara Bir nefes çekiyorum Sigara azalıyor ama Yanmaya devam ediyor Yüreğim de yanıyor Atmaya devam ediyor Canım acıyor ama  Nefes almaya devam ediyorum İnsan nefes almadan yaşayamaz Sen nefesim oldun Son nefesim de ol Egemengin

DENİZ KABUĞU

Deniz kabuğuna aşık olacağım artık. Onlar beni uçsuz bucaksız denizlerde, okyanuslarda gezdirecekler. Saklayacaklar, kollayacaklar beni kabuklarının içlerinde. Bense onları hep seveceğim en saf halimle. Karanlık çöktüğünde birlikte izleyeceğiz yakamozu. Gökyüzünde kayan yıldızları her gördüğümüzde aynı dileği geçireceğiz aklımızdan. Her doğan güneş ısıtacak bizi aşk gibi. Balıklarla arkadaşlık kuracağız, oyunlarına ortak olacağız. Kaplumbağalarla seyehat edeceğiz. Yunuslarla şarkılar söyleyeceğiz. Köpek balıklarından kaçacağız birlikte. Ama hep gözlerinde o deniz rengini göreceğim. Ben deniz kabuğuna aşık olacağım. Dalgalarla savrulacağız. Kızgın kumlarda kavrulacağız. Martılarla selamlaşacağız. Oltaları kopartacağız seninle. İçindeki inci gibi kalacaksın benim içimde. Ben her denize baktığımda seni hatırlayacağım artık. Egemengin

Hayatım Şelale Gibi

Resim
Hayatı akışına bırak gitsin. Su akar yolunu bulur... Gibisinden bir sürü cümle... Bu cümleler herkes için doğru cümleler. Herkesin hayatı bir akarsu gibi, ilerliyoruz sürekli. Deniz ve ya okyanusa ulaşmaya çalışıyoruz, yahut bir göle. Son zamanlarda benim hayat akışım da uçurumun içine doğru. Görkemli bir şelale aslında. Işıl ışıl parlıyor. Bi yerden gökkuşağı çıkıyor falan. Tam bir görsel şölen anlayacağın. Gören insanlar tekrar tekrar bakıyorlar, büyüleniyorlar. Ne kadar güzelmiş diye imreniyorlar belkide. Belkide yanlış bir seçimle başkasının akması gereken yere yöneldim. Belkide başkasının hayatıdır yaşadığım. Halbuki ben o tepeden aşağı düşerken kayaların nasıl canımı acıttığını görmüyorlar, hissetmiyorlar. Yere çarpışımın sesini duyuyorlar ama ne denli ağrılar yarattığının farkında değiller. Az da olsa buharlaşıp yok olduğumu da görmüyorlar. Onlar sadece bakıyorlar ama görmüyorlar. Çünkü ben o şelaleyim. Görkemli, gösterişli ve ihtişamlıyım. Ama içimdeki fırtınalardan k

Toprak - Deniz

Resim
Biz denizi içerledik Deniz deşti bizi Geldi oturdu kalbime Bıraktı izini Hiç gitmedi Hiç terketmedi Çok zarar verdik birbirimize Biz onu kirletttik Yaşanmayacak kadar pislettik Bir nevi öldürdük onu İntikam bunun sonu O yeryüzüyle bir oldu Herkesi evlerinden kovdu Bir gece ansızın Küçük kıyamet koptu Korktuk bir süre Küstük denize Bizden bir parçayı dışladık Yapamayacağımızı anladık Döndük yüzümüzü tekrar Sevmeye başladık bu sefer Arındırdık onu pislikten Daha temiz bakar olduk Belki bir daha  Kıyameti yaşatmaz bize diye Ümit ettik Denizi kucaklayan toprak  Tekrar barıştı denizle Sarıldılar son kez Ayrılmamak üzere

İtiraf

İtiraf ediyorum.... Diye başlamak isterdim ama her insanın sakladığı sırları vardır. İtiraf edemem kusura bakmayın. Benim kendimden bile sakladığım bir çok sırrım var. Neyin itirafı bu? Yaşadıklarımın çoğunu zaten açık açık yaşıyorum ortada... Böyle bir ortamda bide bu sırlarımı açıklarsam herhalde gerçekten saklamam gereken hiç bir şey kalmayacaktır. Bazen sırf sadece bu sırları saklamak için yaşıyormuşum gibime geliyor. Sakladıkça saklıyorum derinlere sırlarımı. Ama içime attığım bu sırlar denizin içindeki bir kabarcık gibi.. Ben ne kadar dibe gitmesini istesem de o sırların, onlar yukarı çıkmak için birbirleriyle yarışıyorlar... Hangi sır önce yüzeye çıkarsa; bil ki son aldığın nefestir o.

Rengimiz

Bizim ilişkimizin rengi mavi Gökyüzünün rengidir mavi Sonsuz görünür Baş döndürür Benim rengim lacivert Deniz dibi gibiyim Soğuk ve ışıksız Yaşam zordur oralarda Vurgun yedirir bazen Sense sarı gibisin Güneş gibi parlarsın istersen Çöl gibi kavurursun Sımsıcaksın Şöyle de bir özelliğin var Her gün doğar Her gün batarsın

İnkum Plajında Sabahlamak

Resim
Fotoğraflı anlatımlara devam ediyorum :) 13,06,2012 Saat 20:00 sıralarında İnkumuna geldik. Plajda bir yere oturup ateşimizi yaktık... Mangalımızı yaktık...   Afiyetle yedik... Saat 00:00 'ı geçince Aybüke'nin doğum gününü kutladık ... Nargilemiz de vardı... Yaktık içtik :) Dilek balonları uçurdular kumsalın öteki ucundan, biz izledik... Mangal ateşini alevlendirdik, Taha gitar çaldı hep birlikte söyledik... Yeri geldi yorulduk biraz dinlendik... Gün ağırmaya başladığında İnkumu sis kapladı... ve en sonunda sabahın ilk ışıklarında denize girdik...

İnkum

Resim
O kadar eğlenceli bir gün geçirdim ki anlatamayacağım. O yüzden fotoğrafları paylaşacağım. Fotoğraflar anlatsın bizi  :) Hep birlikte İnkum Plajına gittik :)   Yüzdük, güneşlendik ve bol bol güldük :) Sonra mangalda yaptık...  Ankara havası çaldı ve biz oynadık! ve gün batımımız... Devamında evde nargile keyfi :)