16 Ocak 2014 Perşembe

Yorgun Beden | Bulduklarım vol.20

"..... Çok yorgun bir beden. Her tür vücut sıvısına bulanmış her tarafı. Öpülüp ısırılmaktan, yalanıp emilmekten morarmış, kızarmış, bozarmış!.. Hırpalanmış her seferinde, durmadan daha fazlası olabilir demiş, gittikçe daha fazla acımış. "Tek"liğin "tek"düzeliğiyle sarsılınca daha çok beden istemiş üstünde. Bunun bir maharet olduğunaysa aklı biraz geç ermiş! Yetememiş önce hiçbirisine. Bir sanatçı azmiyle coşunca, giderek ona da alışmış ne var ki. Gururdan kabarmış, gururun en hastalıklısından hem de. "Yeterli" olmanın hastalıklı övüncü!.. "Hemen"ler, "hep"ler, "hepsi"ler girmiş devreye, hepsi hemen ve hep kendine istenmiş! Pelteleşip duyumsayamaz hale gelince, acının aslında deriden daha derinde de hissedilebileceğini, mazoşist bir zevkin insani bir üzüntüyle aynı kefeye konabileceğini fark etmiş... Üstünden, altından geçen tüm vücutları tek tek gözünün önüne getirdikçe, bir süredir attığının ayırdın da olmadığı kalbiyle yüzleşmiş. Film şeridine bir parmak hamlesiyle ivme kazandıran sağ eli, sol göğsünü hatırlamış. Çeşit çeşit elin avuçladığı göğsü, bu sefer kendi avcuyla buluşmuş. Bir farkla. Zevke getirmek için değil bu sefer... Gözlerinin önünden geçen her bedenle, parmakları kıvrılmış derinin üzerinde. Hafif uzun tırnakları her bir vücudun her dokunuşunda, her bir dil darbesinde kenetlenmiş derisine, meme ucunu sıyırarak çekilmiş aşağıya. büyük bir hırsla! Tırnaklar kan kırmızı... Kalp "dört yol"lu... Göbek deliğine doğru süzülen, yatağın elyafına emilen kan... Ama yüzünde "bebeksi" bir gülümseme!.. Şerit biterken, her şeyin başladığı yere döndüğünü fark etmiş. Kanlı baş parmağını ağzına götürüp emerken, yana kıvrılıp dizlerini göğsüne çekmiş. Gözünden süzülen tek damla yaş, suratındaki huzuru perçinlemiş. Ana rahmine düştüğünde, aklından geçen tek bir şey... Tek... Şey... Bir... "Keşke bu pozisyonda arkamdan sarılıp, haddimi bildirecek bir beden mi olsaydı?.."....."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder