7 Aralık 2011 Çarşamba

Bir Maktul'ün Günlüğünden

Hiç bir farkı yoktu bugününde. Yine güneş doğudan doğmuştu. Parlıyordu, aydınlatıyordu. Sade bir kahve içmişti, çabuk ayılabilmek için. Elini yüzünü buz gibi soğuk suyla yıkamıştı. Sabahları soğuk su yüzü gerer, kan dolaşımını hızlandırır. Üzerinden çabuk atarsın uyku halini.

Herkes bir maktuldür. Çünkü herkes aşık olmuştur hayatında. Hiç olmayacak birine bile tutulmuş olabilir. Kendi katilini kendisi tutmuştur. Daha doğrusu bunu kalbi yapmıştır.

O sabah ilk önce sevgilisiyle buluşacaktı. Bir yerlerde çay içip simit yiyeceklerdi. Tipik bir sabahtı yani. Ama bu bile onu mutlu ediyordu. Sonuçta vakit geçirdiği insana sırılsıklam aşıktı. Her gördüğünde onu daha da güzelleşiyordu gözünde.

Bir sabah aradığında bir daha görüşmek istemediğini söyledi. Nasıl olabilirdi bu? Hani aşk? Hani sevgi? Neredeydi? Bitebilir miydi gerçekten bunlar? Oyunun adı aşk. Bitmişti... Gitmişti o... Bir daha geri gelmeyecekti. Kendi ölümünü kendisi yapmıştı. Belkide bile bile bu oyuna başlamıştı. Demiştim ya kendi katilini kendisi tutmuştu. Her zaman yanındaydı. Kim bilir ne zamandır sevmiyordu onu.

Bir gün arkasını döneceğini bile bile elinden tutmuştu. Onunla en güzel günlerini geçirmişti. Arkasından hançerlenmişe dönmüştü duyduğunda. Aslında her şey biter. Buna şaşılacak bir şey yok.

Tıklayarak şarkıyı dinleyebilirsiniz :Yüksek Sadakat - Katil&Maktul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder