22 Şubat 2012 Çarşamba

Hayat Devam Ediyor

Bu teknolojiden uzak boş odada daha fazla ne yapılabilir ki? Kitap okumak, duvarlara bakmak, temizlik yapmak vs. hariç. Nefes alıyorum aslında. Arada bir de değil üstelik. Sürekli. Her an, her saniye nefes alıyorum, nefes veriyorum. Pek şaşırtıcı bir durum değil bu sanırsam. Çünkü herkes her zaman yapıyor bunu. Saçma bir olgudan oluşumdan bahseder oldum, biliyorum.

Yalnızlık işte bu. İnsana ne zaman, nerede, nasıl saçmalayacağını söylemiyor. Bir anda vuruyor darbeyi, gittikçe ağırlaşıyor sonra. Belki bir balyozun ağır çekim inişi izler gibi değiyor bedenime. Sonra hiç bir şey olmamış gibi geri çekiliyor. Üzerime bıraktığı yaralar ile beni baş başa bırakıyor. Ve sonra zil çalıyor. Yaşasın! Sonunda yalnızlığımın tepe noktasına ulaşmıştım!

Bir aşkın olmasına gerek yoktu kollarımda. Alıştım artık yalnızlığa. Yalnızlığımlayım derken sanki biriyleymişim gibi bir hisse kapıldım.Var mıydı öyle bir şey gerçekten? Eğer ben tek isem burada öylece bir başıma burada duruyorken, yalnızlık dediğimiz şey neredeydi? Hani neredeydi? Ben burada yalnız mıydım? Yalnızlıkla birlikte miydim? Eğer yalnızlıkla birlikteysem , neredeydi yalnızlığım? Ya da ben yalnızsam, ben kimdim? Yalnız olan neydi?

Öff! Telefon çaldı. Kimdi ki bu saatte arayan? saat 01:03 Bu saatte neden arıyorsun ki, yat uyu kardeşim! Bütün yazacağımı unutturdun bana. Aklımı başımdan aldın sağol. Sanki çok aklı başında bir yazı yazdım da... Neyse benden bu gecelik bu kadar, iyi geceler. Tabi öyle bir şey mümkünse...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder