Yalnızlıktan Kaçarken Yalnızlığa Koşmak
Yalnız kalmak, yalnız vakit geçirmek ve yalnız bir şekilde kaliteli zaman geçirme konusunda bilinçsiz ve cahilim. Mesela tek başıma bir aktivite yapmaktan bile çekinirim. Yalnız yolculuk yapmak, yalnız tatile gitmek, hatta yalnız alışverişe çıkmak bile bana pek cazip gelmiyor. Garip olan ise, çok sosyal biri de değilim aslında. Çevresine neşe saçan, insanları adeta bir ışığın çevresindeki ateş böcekleri gibi kendine çeken biri hiç olmadım. Hep kendi yağında kavrulan biriydim ve hala öyleyim.
Ama bu yalnızlık duygusu beni kötü etkiliyor. Hayatımda birinin olmaması, bu durumu daha da zorlaştırıyor. Birini hayatıma dahil edebilmek için elimden geleni yapıyorum, hatta bazen fazlasıyla ödün veriyorum. Ama aynı zamanda, fazla keskin çizgilere sahip olduğum için birini bir çırpıda hayatımdan silebiliyorum. Bu bir tezat gibi görünüyor, ama işte ben buyum. Yalnızlıktan bıkıp usanmış, bu durumdan fazlasıyla şikayetçi ama aynı zamanda hayatına dahil ettiği insanları bir kalemde silebilecek biri. Kendi parmağımı kesip yalnızlığa mahkum ediyorum adeta.
Artık çok fazla arkadaşım da yok. Çevremde sadece üç beş kişi kaldı. Onların her zaman yanımda olduklarını biliyorum, ama bazen içten içe onların benim ihtiyacım olduğunu kendiliğinden anlamalarını istiyorum. Ben arayıp "Sana ihtiyacım var" demek istemiyorum. Beni anlamalarını, hissetmelerini istiyorum ama bu konuda konuşmaktan da kaçıyorum. Oysa konuşmaya ihtiyacım var. Belki de bir kez başlasam, gerisi çorap söküğü gibi gelecek ve içimde saklı kalan her şey bir bir dökülecek.
Şu an beni en çok tedirgin eden şey yalnız kalmak. Seneler sonra tek başıma kaldığımda ne yaparım bilmiyorum. Belki de buna şimdiden hazırlanmalıyım. Yalnızlığa alışmak bir süreç olmalı ve bu süreci kabullenmek, yalnız vakit geçirerek de hayattan zevk almanın yollarını bulmak zorundayım. Çünkü sürekli birilerine yamanamam. Bir noktada, kendimle barışık olmayı öğrenmeliyim.
Yorumlar
Yorum Gönder