28 Ocak 2011 Cuma

sıfırbirikiüçdörtbeşaltıyedisekizdokuz

Afallarsın önce ne olduğunu şaşırırsın. Döner çevrene bakarsın. Alışmalıyım dersin. Erkenden yatarsın. Bakarsın uyuyamadın. Dönersin kıçını hayata. Sayarsın koyunlar, pirzolaları... Zaman geçer, saniyeleri sayarsın. tik tak tik tak... Baktın olmuyor bu ses sinirini bozmaya başlar. Kırmak istersin saati. Zaman donsun bir süreliğine. Zaten uyuyamıyorsun. Gene dön götünü hayata. Saymaya başla... 1,2,3,4,5,6,7,8,9, ............45,46,47,..... gidebildiğin yere kadar say. Hangi sayıya kadar saymasını bildiğini öğren. Ben hep unuturum kaça kadar saydığımı. "Saydın mı lan gerçekten?" der gibisiniz. Evet saydım ama hatırlamıyorum. O kadar çok uykum gelmiş ki... Ama hiç hatırlamam binlere geldiğimi. Çünkü döndüm kıçımı hayata yatıyorum. Belkide sinekler uçuşuyor bi tarafımda. Arkamı görmediğim için problem teşkil etmiyorlar. Düzenimizi bozmayalım. Yatakta uslu duralım. Çarşaf kaymasın yatağın üstünden, sen yataktayken. Sonra annen yatağını toplamaya kalkar falan yazıktır kadına. Benim bi annem yok başımda üniversite öğrencisiyim yanlış anlaşılmasın anam da sağdır babamda. Yalnız yaşıyorum. Eğer ben uyurken yataktaki çarşaf kayarsa sabah uyandığımda onu ben düzeltirim (işime gelirse). Evde annenize nazını geçirmek kolay tabi. "Anne karnım acıktı yemek yapsana", "Anne kolayı döktüm", "Anne tv'nin kumandası nerde", "Anne geçen gün şurda parfümüm vardı temizlerken onu nereye koydun"... Karnım acıkınca kendim yemek yapıyorum. Yapmadım mı aç kalıyorum. Kola dökülürse ben temizliyorum. tv'nin kumandası yoksa tayır tayır arıyorum. Parfümüm koyduğum yerde değilse Allah'a havale ediyorum. Elbet boş şişesi bir yerden çıkar die. Bak neyden bahsediyordum nereye geldim. İyi geceler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder