30 Ocak 2011 Pazar

Tosun İkili

Yanımızda yaz dediler ama ben "yazamam" dedim. Arkalarından konuşmalıyım. Objektif olmalıyım. Bunlar sevgililer. Biri kız biri hayvanımsı erkek. Gerçi kız da artık Fik'e(hayvanımsı erkek olan bu) benzemeye başladı. İkiside doymayı bilmiyorlar artık. Önceden sadece Fik'i doyuramazdık yedikçe yerdi, şimdi Giz'de öyle olmaya başladı. Aynı evde barınmaya başladıklarından beri bu durum böyle. Gecenin bir yarısında acıkıyorlar. Dışarı çıkıp yemek arıyorlar. Neyse ben biraz onlardan bahsedeyim.

Fik çok temiz kalpli bi çocuk. Çocuk diyorum çünkü hala çocuk. 20 yaşında olmasına rağmen 25 yaşında gözüksede o daha 15 yaşında bi çocuk. İşte Fik'i en iyi tanımlayan cümle bu oldu. Ha bir de sürekli aç olmasını da ekleyebilirim. Günde 5 öğün tıka basa yedirsen yer. Üniversiteye başladı hemen bir sevgili buldu kendine. Onun adı da Giz. Bu kızı pek fazla tanımıyorum. Hakkında ileri geri konuşmak istemem. Geçenlerde büyük gaf yapmıştım. Beni hala nasıl affetti anlamış değilim. Tabi siz bu gafı çok merak ettiniz. Hemen açıklıyorum. Efendim şimdi Giz'in suratında aşırı derecede sivilce var. Güzel kız ama o sivilceler olmadığında. Bende bir gün boş boğazlılık ettim ve dedim ki: "ya Giz, senin bu suratına elleyince şimdi görüyorum, kabartmalı dünya haritası gibi olmuş." Doğal olarak benim böyle dememe çok kızdı ama hemen geçiverdi siniri. Tamam bunu dememeliydim, Özür Dilerim yine. Ama napıyım dedim bir kere işte, çıkıverdi ağzımdan. Sonrasında kendimi affettirmek için sivilceleri ne geçirir diye internette araştırdım. En doğal yolu limon sürmekmiş. Ben yalvar yakar bunu ikna ettim. Tabi ben önceden kullandım, denedim. Başarılı buldum. Sonrasında onun suratına sürdük. Gel gelelim Giz'in suratına 1gram etki etmedi. Olduğu gibi kaldı sivilceler. Tek etkisi suratındaki parlaklık oldu. Limonu sürünce parıldadı suratı. Baya bir alay konusu olmuştu bu limon olayı.

Bunlar çok uyumlu bir çift. Çok kavga ediyorlar. Birbirlerine hakaret ediyorlar. Nasıl anlaşıyorlar hala anlamış değilim. Sürekli sinirlenmeler. Bağırışmalar. Bunlar birbirlerine hakaret ederek eğleniyorlar ben anladım. Mutlu olmalarını sağlayacak başka birşey yok çünkü. Sevgili olanlar birbirlerine sevgi sözcükleri söylerler ama bunlar sürekli birbirlerine hakaret ediyorlar. Belki bazen "sevgilim", "aşk", "aşkım" gibi şaşırtıcı laflar etmiyor değiller. Bu söylediklerinde bazen kafalarını bir yere vurduklarını düşünüyorum.

Şu an Giz beni yarmış durumda. Dur hemen bunuda anlatıyorum. Şu an gerçekleşmiş bi durum.
Ben yan odaya geçtim onlar yokken onlar hakkında yazı yazıyorum. Giz'de bir anda yanıma geldi. Bende dedim ki:" gitsene arkanızdan yazıyorum ben". Bu da gitti Fik'i çağırdı. "Fik gel gel, Ege bizim arkamızdan yorum yapacakmış, gel hayatım arkamızı dönelim şuna" dedi. Ben de o anda öldüm gülmekten! işte bu kadar mala bağlıyorlar. Yazık bunlara valla tencere kapak gibiler tamam ama bu kadar da mükemmel bir uyum olamaz.

Aslında bunların aşklarını batak oynarken izleyeceksin. Batak oynadık mı eşli oynuyoruz. Bunlarda eş oluyorlar. Giz "gaza gelme, girme koza, benim elim iyi ben girecem" diyor. Fik ise "benim elim senden daha iyi ben girecem koza" diyip Giz'i hiçe sayıyor. Ondan sonra söyledikleri sayılı alamayınca suç Giz'in oluyor. hep senin yüzünden kaybediyorsunuz Giz. Bunu ne zaman kabulleneceksin.

Çok mu eleştirsel bi yazı oldu? Ben memnunum? Peki ya Giz <3 Fik ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder