7 Mart 2013 Perşembe

Ezgili Bir Yazı Sadece


Bizim nasıl bir bağımız var, nasıl bu güne kadar bu kadar sık kavga edip (hatta bir süre görüşmeyi kesip) nasıl dost kalabiliyoruz bilmiyorum. Sanırım güzelliği de burada.. Görüyoruz, yaşıyoruz tüm insanlar birbirlerine o kadar boğucular ki, ben dahi bir süre sana o kadar boğucu davrandım ki, buna son vermeli olduğumu anlamam 1 senemi aldı. Aslında bu konuda pişman olmadım, olmayacağımdan da eminim. Bazen kıymet bilmek için (klişe olacak, fakat) kaybetmek gerekiyor. Açıkçası ben böylece anladım senin hayatımdaki yerini, derinliğini…

Şöyle bir geçmişe dönüp baktığımda, paylaştığımız o kadar ilginç ve önemli şeylerimiz var ki. Bunları döküp saçsam, nerden başlasam, nereden baksam bilemedim. Bazen seni özlediğimi hissediyorum ki bu geçirdiğimiz anlara oranla artıyor günden güne. Aslında seninle ilişkim arabesk şarkılar gibi. Ruh haline göre o kadar hoş gelen bir tının var ki dinlemem, katlanmamak elde değil. Bazense öyle farklı geliyorsun ki ruhuma seni söküp atmak, kulak tıkamak istiyorum tüm melodine. Sanıyorum ki umursamaz olduğun tüm anlar onlar.

Yaptığımız dedikodular, gittiğimiz yerler, tanıdığımız saçma sapan insanlar, paylaştığımız özelimiz, güvenimiz, içtenliğimiz, varlığımız, yokluğumuz, dostluğumuz, hayatımıza girmeye yüz tutmuş, varlığını tutunduramamış, gelip geçici anlık dostlarımız, bıkmışlığımız, Bartınımız, evimiz, kırmızı caddemiz, sahilimiz, biramız, rakımız, sevgililerimiz, kıskançlıklarımız, sen, ben, biz, 35 yaş planlarımız…

Bazen tek merak ettiğim şey sen oluyorsun, durup düşündüğümde. Bu denli kendini seven bir insan, bir psikoloji daha bulabilir miyim bilmiyorum. Kendimi sevmezken ben, seni izleyerek özendim kendime sanırım. Mükemmeliyetin seni anımsamam için büyük bir olgu olacaktır. Ki sanmıyorum anımsamama gerek olsun, bence seninle daha dostluğumuz bu kadar kolay bitmeyecek. Hiç yoktan düğününe geleceğim, en kötü ihtimalle.

Ne diyebilirim daha fazla. Seni seviyorum, dostluğunu, varlığını seviyorum, hep sevdim. İyiki varsın dediğim bazı insanları kaybettim, uzaklaştırdım, vazgeçtim. O yüzden sana söylemeyeceğim. Zaten sen biliyorsun. Sana söylemek istediğim şey yürümen. Ayaklarının seni götürdüğü yere değil, yüreğinin hissettiği yere. Mantığının gittiği yere. Biliyorum aslında zor bir yer tarifi bu, başaracağından eminim. Bir gün uçurumun kenarına gelip sessizce bekleyeceksin, hepimiz yapacağız bunu. Bir gün bazı kararlara ihtiyacımız olacak, bazı seçimlere, gerçekler gerekecek bir gün. Temenni ederim ki, olmasını istediğin şey olur. Seni tanıyorum ama yine de söylemek isterim, kimseye kulak asma. Seni seven her zaman bulunacaktır, yalnızlıktan korkmaman dileğiyle. Yalnızlıktan korkanların acizliğini ikimiz de gördük..

Kendini sev :)

Ezgi YEMİŞCİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder